İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı Tire İtfaiye Grubu'nda santral görevlisi olarak çalışan Yaşar Karaduman’ın hayatı, doğuştan gelen bir genetik rahatsızlık olan cam kemik hastalığıyla (osteogenesis imperfekta) şekillendi. Çocukluğunda doktorların 10 yıla kadar ömür biçtiği Karaduman, bugün 52 yaşında ve 24 yıldır İzmir İtfaiyesi'nde görev yaparak azmiyle dikkat çekiyor.
'110 Yaşar' Lakabının Ardındaki İlham Veren Hikaye
Yaşar Karaduman, 2000 yılında Tire Belediyesi'nde taşeron kadroda işe başladı. 2002 yılında engelli bireylere yönelik açılan sınavı başarıyla geçerek itfaiye teşkilatında santral görevlisi olarak atandı. O dönemde itfaiyenin acil çağrı numarası olan 110 ile fiziksel özelliği, yani 110 santimetrelik boyu arasında ilginç bir tesadüf ortaya çıktı. Karaduman, o günlerden bu yana '110 Yaşar' lakabıyla tanınıyor ve bu isimle özdeşleşmiş durumda.
2014 yılında Bütünşehir Yasası ile İzmir Büyükşehir Belediyesi bünyesine katılan Tire İtfaiye Grubu'ndaki görevine devam eden Karaduman, gelen ihbarları ilgili ekiplere ulaştırıyor, yazışmaları takip ediyor ve koordinasyon süreçlerinde önemli bir rol üstleniyor. Onun bu görevi, acil durumlarda ekiplerin hızlı ve doğru bir şekilde hareket etmesi için hayati önem taşıyor.
Zorlu Çocukluk Yılları ve Ailesinin Fedakarlıkları
Karaduman'ın yaşam mücadelesi, kemiklerinin kırılganlığı nedeniyle çocukluk yıllarında başladı. Ailesi, Yaşar'ın sağlığına kavuşması için büyük fedakârlıklarda bulundu. Tedavi masraflarını karşılamak için evlerini satmak zorunda kalan aile, oğullarının sağlıklı bir yaşam sürmesi için tüm imkânlarını seferber etti. Annesi ise küçük Yaşar'ı her gün kucağında okula götürüp getirerek eğitiminden geri kalmamasını sağladı. Yaşar Karaduman, yaşadığı sağlık sorunlarına rağmen hayata olumlu bakış açısını hiçbir zaman kaybetmediğini belirtiyor: “Çalışıyorum, aileme bakıyorum, özel işlerimi kendim çözebiliyorum. Fiziki durumumdan dolayı hiçbir zaman kendimi kötü hissetmedim. Kendimle barışık biriyim” diyerek yaşam felsefesini özetliyor.
İtfaiyecilik Mesleğine Duyulan Tutku ve Sorumluluk Bilinci
Yaşar Karaduman için itfaiyecilik, sadece bir meslekten çok daha fazlası. Sahada görev yapmayı, yangınlara müdahale etmeyi ve insanlara doğrudan yardım etmeyi çok istediğini dile getiren Karaduman, santraldeki görevinin de büyük bir sorumluluk gerektirdiğinin bilincinde. İhbarların zamanında alınması ve ekiplerin doğru yönlendirilmesinin önemini vurgulayan Karaduman, "Ben arama kurtarmada olmak isterdim. Sahada çalışmayı isterdim. Çünkü birinin evini, iş yerini, canını kurtarıyorsunuz. Sonra huzurlu bir şekilde buraya geliyorsunuz. Benim işim de güzel. Gelen ihbarları zaman kaybetmeden ilgili ekiplere iletiyorum. Burada da koordinasyon ve zamanla yarış söz konusu. Ben de işimi en iyi şekilde yapmaya çalışıyorum" ifadeleriyle mesleğine olan bağlılığını ortaya koyuyor.
İtfaiyeciliğin büyük fedakârlık isteyen bir meslek olduğunu belirten Karaduman, bir canı kurtarmanın veya bir malı kurtarmanın verdiği hazzın tarif edilemez olduğunu ekliyor. Ekip arkadaşlarıyla güçlü bir bağ kurduğunu ve onların kendisine her zaman destek olduğunu vurgulayan Karaduman, sahaya çıkan meslektaşları için her zaman dua ettiğini söylüyor.
Hayata Pozitif Bakış ve Unutulmaz Anılar
Yaşar Karaduman, itfaiye teşkilatındaki unutulmaz anılarını da tebessümle anlatıyor. Bir gün yangın söndürme hortumuna aniden su verilmesiyle hortumdaki basıncın kendisini havaya kaldırdığını ve arkadaşlarının onu tutmak zorunda kaldığını anlatan Karaduman, “Merdivenli itfaiye aracına çıktığım günü de unutmadım. O sırada çok heyecanlandım ve aşağıya bakamadım” diyerek yaşadığı keyifli anları paylaşıyor. Sıcakkanlılığı ve güler yüzlülüğüyle tanınan Karaduman, yaşamın kıymetini bilmek gerektiğini şu sözlerle ifade ediyor: “Hep pozitif baktım hayata. Çünkü hayat saç kılı kadar incecik. Bu güzel doğanın, güzel yaşamın kıymetini bilmek lazım.”
'110 Yaşar' lakaplı Yaşar Karaduman, 24 yıldır sürdürdüğü İzmir İtfaiyesi'ndeki göreviyle azmin, dayanışmanın ve yaşama sevincinin güçlü bir örneğini sunuyor. Onun hikayesi, karşılaşılan engellere rağmen hayata ve çalışma yaşamına sımsıkı tutunmanın mümkün olduğunu gösteriyor ve pek çok kişiye ilham kaynağı olmaya devam ediyor.










