Bölgesel Çatışma 36. Gününde: Son Durum
ABD ve İsrail'in İran'a yönelik askeri operasyonları ile İran'ın misilleme saldırıları 28 Şubat 2026'dan bu yana kesintisiz devam ediyor. 5 Nisan 09:00 itibarıyla bölgedeki gerginlik tırmanırken, taraflar arasındaki askeri hareketlilik yoğunluğunu koruyor.
ABD ve İsrail tarafından düzenlenen saldırılar özellikle İran'ın askeri altyapı tesislerini ve stratejik noktalarını hedef alıyor. Hava saldırıları ve drone operasyonlarıyla yürütülen bu hamleler, bölgedeki askeri varlığın artırılmasıyla paralel yürütülüyor.
İran'ın misilleme saldırıları ise başta Körfez bölgesindeki ABD üsleri olmak üzere bölgedeki kritik hedeflere yönelik balistik füze atışları şeklinde gerçekleşiyor. İran yetkilileri, "haklı savunma hakkını" kullandıklarını belirterek misillemelerin süreceğini açıkladı.
36 Günlük Çatışmanın Çarpıcı Bilançosu
Ortadoğu Araştırmaları Merkezi (ORSAM) verilerine göre, 28 Şubat'tan bu yana devam eden çatışmada İran'ın en az 5.735 saldırı gerçekleştirdiği bildiriliyor. Bu saldırıların büyük çoğunluğu Körfez bölgesindeki 7 Arap ülkesinde konuşlu ABD üsleri ve kritik enerji tesislerini hedef aldı.
Çatışmanın başlangıcı olan 28 Şubat 2026, modern Ortadoğu tarihinin en geniş çaplı askeri operasyonlarından birine sahne oldu. ABD ve İsrail'in koordineli hava saldırıları, İran'ın çeşitli şehirlerindeki askeri ve stratejik noktaları vurdu.
Bölgesel Etkiler ve Uluslararası Tepkiler
Çatışmanın beşinci haftasına girerken, bölgesel güvenlik uzmanları çatışmanın daha geniş bir bölgesel savaşa dönüşme riskine dikkat çekiyor. Dışişleri Bakanı Fidan'ın da vurguladığı üzere, tansiyonun daha da yükselmesi halinde bölgesel istikrarın ciddi şekilde tehdit altında olduğu belirtiliyor.
Katar İçişleri Bakanlığı, kamu güvenliği gerekçesiyle ABD Büyükelçiliği çevresindeki bölgelerde tahliye başlattı. Bu gelişme, çatışmanın sivil halk ve diplomatik misyonlar üzerindeki dolaylı etkilerini gözler önüne serdi.
Editör Yorumu
36 gündür devam eden bu çatışma, Ortadoğu'daki güç dengelerini yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyor. Tarafların askeri kapasiteleri ve bölgesel ittifakları dikkate alındığında, çatışmanın daha da genişlemesi halinde küresel enerji arz güvenliği ve uluslararası güvenlik mimarisi üzerinde derin etkiler yaratabileceği değerlendiriliyor. Diplomatik kanalların acilen devreye girmesi ve taraflar arasında diyalog köprülerinin kurulması bölgesel barışın tesisi için hayati önem taşıyor.








