Bugün 49’uncusu düzenlenen Uluslararası Giresun Aksu Festivali…
Yani sadece bir festival değil; bir hafıza, bir kültür, bir aidiyet meselesi…
Peki soralım şimdi…
İstanbul’da, Kocaeli’de, Bursa’da, Sakarya’da, Düzce’de, İzmir’de, Zonguldak’ta, Tekirdağ’da ve Avrupa’nın dört bir yanında yaşayan milyonlarca Giresunlu nerede?
Daha doğrusu onları temsil ettiğini söyleyen dernekler, federasyonlar, konfederasyonlar nerede?
Yıllardır “Giresun sevdası” diyerek salon programları yapanlar…
Mikrofonlardan memleket edebiyatı yapanlar…
Protokol masalarında boy gösterenler…
Sosyal medyada “Giresun bizim sevdamız” paylaşımı yapanlar…
Aksu’da var mıydı?
Giresun’un dünyaya açılan penceresi olan bu festivalde kaç federasyon vardı?
Kaç dernek başkanı oradaydı?
Kaçı gerçekten kültürünü yaşatmak için memleketinin yanında durdu?
İşin acı tarafı şu:
Gurbette kurulan birçok hemşeri derneği artık memleket kültürünü yaşatma merkezi olmaktan çıktı.
Daha çok koltuk, fotoğraf, protokol ve sosyal çevre üretme alanına dönüştü.
Çünkü gerçekten Giresunlu olmak sadece “Giresunluyum” demekle olmaz.
Aksu’ya sahip çıkacaksın.
Kültürüne sahip çıkacaksın.
Horonuna, türküne, yaylana, tarihine sahip çıkacaksın.
Eğer “biz Giresun sevdalısıyız” diyorsanız, Giresun’un en büyük kültürel organizasyonunda neden yoksunuz?
Yoksa mesele gerçekten Giresun değil mi?
Belki de artık şu gerçekle yüzleşmek gerekiyor:
Üçüncü, dördüncü kuşak olmuş bir nesil var artık.
İnsanlar doğduğu yere değil, doyduğu yere aidiyet hissediyor.
Kocaeli’nde yaşayan bir Giresunlu, artık biraz Kocaelili…
Bursa’daki biraz Bursalı…
İzmir’deki biraz İzmirli…
Bu kötü bir şey değil.
Hatta olması gereken bu.
Belki de artık dernekçilik anlayışı değişmeli.
Sadece memleket romantizmi değil, yaşanılan şehrin kültürüne katkı sunan bir yapı oluşmalı.
Kocaeli’de yaşıyorsan Kocaeli’nin kültürüne, sanatına, gençliğine katkı sunmalısın.
Şehre aidiyet üretmelisin.
Ama bir yandan da memleketini tamamen unutmamalısın.
Çünkü Aksu Festivali sadece Giresun’un değil; hafızanın festivalidir.
Orada olmayanlar, aslında biraz da kendi geçmişine uzak düşmüştür.
Ve insan bazen şunu sormadan edemiyor:
“Gerçekten Giresun sevdası mı, yoksa sadece tabelada kalan bir hemşericilik mi?”






