Antalya Büyükşehir Belediyesi'nin Haziran ayı meclis toplantısında, kentin halk sağlığı için hayati önem taşıyan Antalya vektör mücadelesi çalışmaları masaya yatırıldı. Akdeniz Üniversitesi ile uzun yıllardır süren iş birliği kapsamında yürütülen bu kapsamlı faaliyetler hakkında, Akdeniz Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Çetin, meclis üyelerine ve kamuoyuna detaylı bilgiler sundu. Çetin, mücadelenin sadece yaz aylarında yapılan ilaçlamalardan ibaret olmadığını, yılın her döneminde büyük bir özveriyle sürdürülen bilimsel ve saha odaklı bir çalışma olduğunu vurguladı.

Antalya'nın Zorlu Coğrafyasında Kesintisiz Mücadele

Prof. Dr. Hüseyin Çetin, Antalya'nın kendine özgü coğrafi yapısının, yoğun sera üretiminin, geniş su kaynaklarının ve altyapıdaki bazı sorunların vektör üremesi için elverişli ortamlar yarattığına dikkat çekti. Kentin sadece yerleşik nüfusuyla değil, yıl boyunca ağırladığı yaklaşık 20 milyon yerli ve yabancı turistle de büyük bir nüfus baskısı altında olduğunu belirten Çetin, bu durumun halk sağlığını koruma çabalarını daha da kritik hale getirdiğini ifade etti. Antalya Büyükşehir Belediyesi'nin 2004 yılından bu yana Akdeniz Üniversitesi ile sürdürdüğü danışmanlık protokolünün, Türkiye'ye örnek teşkil eden bir model olduğunu dile getirdi.

Yaklaşık 1700 personelin görev aldığı bu mücadelede, ekiplerin büyük bir özveriyle çalıştığını vurgulayan Çetin, rögarlar, fosseptikler, kanalizasyon sistemleri ve tarımsal sulamada kullanılan on binlerce havuz gibi potansiyel üreme alanlarının düzenli olarak kontrol edildiğini ve ilaçlandığını aktardı. Bu kesintisiz çalışmalar sayesinde, Büyükşehir Belediyesi'nin sorumluluk alanında sıtma, Batı Nil virüsü ve Kırım Kongo Kanamalı Ateşi gibi ciddi vektör kaynaklı hastalıklara rastlanmadığının altını çizdi. Çetin, bu başarının arkasında sahada çalışan ekiplerin yoğun emek ve alın terinin yattığını belirtti.

Vektör Mücadelesinde Yanlış Algılar ve Gerçekler

Prof. Dr. Çetin, toplumda vektör mücadelesine dair yaygın ancak eksik bir algı bulunduğunu ifade etti. Vatandaşların genellikle gece yapılan sokak ilaçlamalarını mücadelenin tamamı olarak gördüğünü belirten Çetin, asıl ve en etkili yöntemin sivrisineklerin larva döneminde yapılan "taban mücadelesi" olduğunu açıkladı. Gece ilaçlamalarının, tüm sürecin yalnızca küçük bir parçası olduğunu ve Nisan ayından Ekim ayına kadar devam ettiğini dile getirdi. Çetin, bu tür ilaçlamaların sivrisinek mücadelesine katkısının yüzde 10 ila 20 civarında olduğunu, hatta gelecekte bu uygulamaların azaltılması veya tamamen vazgeçilmesi gerekebileceğini sözlerine ekledi.

Larva Dönemi Mücadelesinin Önemi

Antalya genelinde 500 binden fazla fosseptik ve on binlerce sulama havuzu gibi çok sayıda potansiyel üreme kaynağı bulunduğunu hatırlatan Çetin, belediye ekiplerinin bu alanları yaz kış demeden aralıksız ilaçladığını vurguladı. Larva döneminde yapılan müdahalenin, sivrisinek popülasyonunu kontrol altında tutmada çok daha kalıcı ve etkili sonuçlar verdiğini belirtti. Bu stratejik yaklaşım sayesinde, yetişkin sivrisineklerin çoğalması engellenerek, hem ilaç kullanımının optimize edildiği hem de çevreye verilen etkinin minimize edildiği ifade edildi.

  • Antalya'da 500 binden fazla fosseptik düzenli olarak kontrol ediliyor.
  • Tarımsal sulamada kullanılan on binlerce havuz da mücadele kapsamına alınıyor.
  • Mücadele, sivrisineklerin larva döneminde yapılan taban uygulamalarına odaklanıyor.
  • Gece ilaçlamaları, toplam mücadelenin küçük bir yüzdesini oluşturuyor.
  • Sıtma, Batı Nil virüsü ve Kırım Kongo Kanamalı Ateşi gibi hastalıkların görülmemesi, mücadelenin başarısını gösteriyor.

Antalya Büyükşehir Belediyesi'nin bilimsel veriler ışığında, Akdeniz Üniversitesi'nin danışmanlığında yürüttüğü bu çok yönlü ve kesintisiz vektör mücadelesi, kentin hem yerleşik sakinleri hem de misafirleri için sağlıklı bir yaşam ortamı sunma hedefiyle devam ediyor. Halk sağlığını tehdit eden unsurlara karşı gösterilen bu kararlı duruş, Antalya'nın turizm ve yaşam kalitesi açısından da önemli bir güvence oluşturuyor.