Küresel iklim krizi, dünya genelinde hava sıcaklıklarını rekor seviyelere çıkararak yaşam alışkanlıklarını ve tüketici tercihlerini derinden etkiledi. Özellikle Mayıs 2025 ile Haziran 2026 dönemini kapsayan analizlere göre, Avrupa genelinde 40 derecenin üzerine çıkan sıcaklıklar, klima ve iklimlendirme hizmetlerine olan talebi adeta patlattı. Bu dönemde ortaya çıkan aşırı sıcaklar klima talebini patlattı başlığı altında yapılan araştırmalar, bölgeler arasındaki farklı tüketici davranışlarını gözler önüne serdi.
Avrupa'da Yeni Klima Montaj Talepleri Zirve Yaptı
Online hizmet platformu Armut.com tarafından gerçekleştirilen bölgesel analiz, Avrupa ülkelerinde klima kullanım oranlarının düşüklüğü nedeniyle tüketicilerin yeni cihaz satın alma ve montaj hizmetlerine yöneldiğini gösterdi. Örneğin, evlerin sadece yüzde 7'sinde klima bulunan Birleşik Krallık'ta, Haziran ayında klima montaj talepleri bir önceki yıla göre yüzde 340 gibi çarpıcı bir oranda arttı. Toplam klima hizmet talepleri ise yıllık bazda yüzde 150, Mayıs ayına göre ise yüzde 333 yükseldi.
Klima kullanım oranının yaklaşık yüzde 40 olduğu İspanya'da ise durum daha da dikkat çekiciydi. Haziran ayında yeni klima montaj talepleri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 373 artarak Avrupa'nın en yüksek montaj artışını kaydetti. İtalya'da ise klima hizmetleri daha dengeli bir seyir izledi; Haziran'da toplam klima hizmetleri yıllık yüzde 22 artarken, klima montaj talepleri aylık bazda yüzde 130'luk bir yükseliş gösterdi.
Ancak Romanya, bu trendin dışında kalarak farklı bir strateji benimsedi. Romanyalı tüketiciler, yeni cihaz almak yerine mevcut klimalarını daha verimli hale getirmeyi tercih etti. Ülkede klima gazı dolumu talepleri bir ay içinde yüzde 482 artarak Avrupa'nın bu alandaki en yüksek artış oranına ulaştı.
Türkiye'de Klima Bakım ve Gaz Dolumuna Yoğun İlgi
Türkiye'de de sıcaklıkların artmasıyla klima hizmetlerinde büyük bir yoğunluk yaşandı. Ancak Türk tüketicisinin tercihi, Avrupalı muadillerinden farklı oldu. Haziran ayında yeni klima montaj talepleri yüzde 140 artış gösterse de, en büyük yükseliş bakım hizmetlerinde kaydedildi. Klima gazı dolumu talepleri Haziran ayında aylık bazda yüzde 243'lük bir artış gösterirken, klima temizliği ve bakım hizmetleri de yüzde 180 oranında yükseldi. Bu durum, Türk tüketicisinin yeni klima almak yerine mevcut cihazlarının performansını artırmaya odaklandığını ortaya koydu.
İl Bazında Talep Artışları ve Araç Klimaları
İller bazında incelendiğinde, toplam klima hizmet taleplerinin yüzde 41'i İstanbul'dan, yüzde 18'i ise İzmir'den geldi. Mayıs-Haziran döneminde talebin en hızlı arttığı il ise yüzde 328 ile Gaziantep oldu. Gaziantep'i yüzde 295 ile Tekirdağ ve yüzde 265 ile Ankara izledi. Aydın, Mersin ve Antalya gibi sıcak bölgeler de klima servislerine en fazla yönelen iller arasında yer aldı.
Sıcak hava dalgası yalnızca ev klimalarını değil, araç klima servislerine olan talebi de artırdı. Mayıs ayından itibaren araç klima hizmetlerine yönelik talepler Türkiye'de yüzde 196, İtalya'da ise yüzde 221 oranında yükseldi. Bu veriler, iklim krizinin sadece yaşam alışkanlıklarını değil, aynı zamanda tüketicilerin ev ve araç iklimlendirme yatırımlarını da doğrudan etkilediğini açıkça gösterdi. Türkiye'de tüketicilerin maliyet odaklı bir yaklaşımla mevcut klimalarını yenilemek yerine bakım ve onarıma yönelmesi, Avrupa'da ise düşük klima sahipliği nedeniyle yeni montaj talebinin öne çıkması, bölgesel ekonomik ve kültürel farklılıkların bir yansıması olarak değerlendirildi.
İklim Krizinin Tüketici Davranışlarına Etkisi
Bu araştırma, iklim krizinin sadece çevresel bir sorun olmaktan öte, küresel ekonomiyi ve tüketici davranışlarını nasıl şekillendirdiğini gözler önüne seriyor. Artan sıcaklıklar, insanları serinlemek için çözümler aramaya iterken, bu çözümlerin türü ve maliyeti coğrafi ve ekonomik koşullara göre farklılık gösteriyor. Avrupa'daki yeni montaj talepleri, konfor seviyesini artırma ihtiyacını yansıtırken, Türkiye'deki bakım ve onarım odaklı yaklaşım, mevcut kaynakları daha verimli kullanma ve maliyetleri düşürme eğilimini gösteriyor. Bu durum, iklim değişikliğine uyum süreçlerinde ülkelerin farklı stratejiler geliştirdiğinin de bir kanıtıdır.










