3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü dolayısıyla açıklamalarda bulunan TİGAD (Türkiye İnternet Gazeteciliği Derneği) Genel Başkanı Okan Geçgel, basının neden “dördüncü güç” olarak kabul edildiğini çarpıcı ifadelerle ortaya koydu. Geçgel’in açıklamaları, basının yalnızca haber veren değil; aynı zamanda denetleyen, sorgulayan ve toplum adına hesap soran bir yapı olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Geçgel, yasama, yürütme ve yargıdan sonra basının “dördüncü güç” olarak anılmasının temel nedeninin, bu üç kuvveti halk adına denetleyen en etkin mekanizma olması olduğunu vurguladı. Basının demokrasinin sigortası olduğuna dikkat çeken Geçgel, “Basın sadece haber aktaran bir yapı değildir; aynı zamanda toplumun vicdanını temsil eder” dedi.
Basının asli görevinin doğru, tarafsız ve güvenilir bilgiyi topluma ulaştırmak olduğunu ifade eden Geçgel, bu sayede vatandaşların bilinçli kararlar verebildiğini belirtti. Özgürlük vurgusunu özellikle öne çıkaran Geçgel, “Basın mensupları özgür oldukça güçlüdür. Özgürlük yoksa gerçek yoktur; gerçek yoksa adalet yoktur. Adalet yoksa demokrasi yalnızca bir kavramdan ibaret kalır” sözleriyle dikkat çekti.
Basının gücünün halkla olan bağından geldiğini belirten Geçgel, gazetecilerin toplumun içinde yaşadığını, halkın sorunlarını birebir gözlemlediğini ve bu yönüyle diğer güçlerden ayrıldığını dile getirdi. “Gazeteciler halkın içindedir; onların sesi olur. İşte bu bağ, basının en büyük gücüdür” ifadelerini kullandı.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 1993 yılında ilan edilen Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nün yalnızca bir kutlama değil, aynı zamanda bir farkındalık günü olduğunun altını çizen Geçgel, ifade özgürlüğünün temel bir insan hakkı olduğunu vurguladı.
Açıklamasında gazetecilere yönelik baskı ve müdahalelere de değinen Geçgel, özellikle tutuklamaların basın özgürlüğüne zarar verdiğini belirterek sert mesajlar verdi. “Gazeteciler yaptıkları haberlerden dolayı asla tutuklanmamalıdır. Haber yapmak suç değildir. Gerçeği yazmak, kamu adına görev yapmaktır” dedi.
Basın özgürlüğünün yalnızca gazetecilerin değil, tüm toplumun meselesi olduğuna dikkat çeken Geçgel, sözlerini şu ifadelerle tamamladı:
“Gazeteciyi susturmak, toplumu susturmaktır. Basının sustuğu yerde karanlık büyür, adalet zayıflar. Bizler kalemimizle toplumun vicdanını yazmaya devam edeceğiz. Hiçbir baskıya boyun eğmeden, doğruları anlatmayı sürdüreceğiz.”





