Sanders, İsrail'e Silah Satışını Durdurmak İçin Yasama Girişimi Başlattı
ABD Senatörü Bernie Sanders, İsrail'e yapılması planlanan ve 20.000'den fazla bomba içeren yeni bir askeri yardım paketini engellemek için Senato'ya resmi bir tasarı sundu. Vermont senatörü, bu hamlesini, İsrail'in Gazze'deki operasyonlarına yönelik "soykırım" suçlaması ve ABD'nin kendi iç hukukunu ihlal ettiği iddiasına dayandırıyor.Leahy Yasası'na Aykırılık İddiası
Sanders'ın eleştirilerinin odağında, ABD dış askeri yardımını düzenleyen **Leahy Yasası** bulunuyor. Bu yasa, insan hakları ihlallerine dair güvenilir raporlar bulunan ülke birimlerine silah satışını veya askeri finansmanı açıkça yasaklıyor. Sanders, İsrail'in Gazze'deki eylemlerinin bu kriterleri karşıladığını ve bu nedenle tüm silah sevkiyatlarının derhal durdurulması gerektiğini vurguladı. Editör Analizi: Sanders'ın bu derece sert bir dil kullanması, Washington'daki geleneksel İsrail destekçisi konsensüste önemli bir çatlak anlamına geliyor. "Soykırım" terimini kullanması, tartışmayı teknik bir uyumsuzluk meselesinden, ahlaki ve yasal bir zorunluluk alanına taşıyor. Bu durum, Başkan yönetimini hem dış politikada hem de iç siyasette zor bir ikilemle karşı karşıya bırakıyor.
"Uluslararası Hukuk Açıkça Çiğneniyor"
Sanders, yaptığı yazılı açıklamada konuyu net bir dille ele aldı. "Uluslararası hukuku ve insan haklarını sistematik şekilde çiğneyen bir ülkeye, kendi yasalarımıza göre silah satamayız. İsrail'in bunu yaptığı ortada" ifadelerini kullandı. Senatör, sözlerini, "Aklı başında hiç kimsenin, bu koşullar altında İsrail'i fonlamaya devam etmek istemesi anlaşılamaz" diyerek tamamlayarak meslektaşlarına seslendi. Bu yasama girişimi, önümüzdeki haftalarda Senato dış ilişkiler komitelerinde hararetli tartışmalara yol açacak. Tasarının kabul edilme olasılığı düşük görünse de, ABD'nin Orta Doğu politikasına yönelik, özellikle Demokrat Parti seçmen tabanından gelen artan muhalefetin sembolik bir ifadesi olarak kayda geçti. Sanders'ın bu adımı, İsrail'e koşulsuz askeri desteğin artık sorgusuz kabul görmediği yeni bir siyasi dönemin habercisi olarak yorumlanıyor.








