Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ), diyabet hastalarının en önemli sağlık sorunlarından biri olan ve yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyen iyileşmeyen yaralar için umut vadeden yerli bir tedavi ürünü geliştirmek üzere kolları sıvadı. Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) tarafından da desteklenen bu önemli proje, Bursa'nın zengin arı sütü potansiyelini modern biyoteknoloji ile birleştirerek, diyabetik ayak ülseri gibi zorlu yaraların tedavisinde yeni bir çığır açmayı amaçlıyor. Bu yenilikçi yaklaşım, hem hastaların yaşam kalitesini artıracak hem de yerli sağlık teknolojilerine önemli katkılar sunacak.
Diyabetik Ayak Ülserine Yenilikçi Çözüm: Arı Sütü Kaynaklı Hidrojel
Diyabet hastalarında sıkça rastlanan ayak yaraları, zamanında ve etkili bir şekilde tedavi edilmediğinde ciddi enfeksiyonlara, hatta uzuv kaybına varan vahim sonuçlara yol açabiliyor. Bu kritik sağlık sorununa kalıcı bir çözüm bulmak amacıyla BTÜ Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Biyomühendislik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gökçe Taner liderliğinde kapsamlı bir proje başlatıldı. Proje, “Diyabetik Ayak Ülseri Tedavisine Yönelik Arı Sütü Kaynaklı Ekstraselüler Vezikül (RJEV)-Yüklü Fotokürlenebilir GelMA Hidrojellerin Geliştirilmesi” başlığını taşıyor ve Bursa'dan temin edilen yüksek kaliteli arı sütlerini temel alıyor.
Araştırma ekibi, arı sütünden elde edilen ve hücreler arası iletişimi sağlayan doğal nano yapıları özel olarak geliştirilen bir hidrojel içerisine entegre edecek. Jel kıvamındaki bu özel yara örtüsü, yara bölgesine uygulandığında iyileştirici bileşenleri kontrollü bir şekilde salgılayarak etki gösterecek. Bu yerli yara örtüsünün; yaraların daha hızlı kapanmasını sağlaması, yeni kan damarı oluşumunu teşvik etmesi, enfeksiyon riskini minimize etmesi ve hücre yenilenme sürecini hızlandırması bekleniyor. Böylece, diyabetik ayak ülseri gibi inatçı yaraların tedavisinde önemli bir ilerleme kaydedilmesi hedefleniyor.
Yerli Sağlık Teknolojilerine Katkı ve Dışa Bağımlılığı Azaltma
Proje Yürütücüsü Doç. Dr. Gökçe Taner, Türkiye'nin arı ürünleri açısından dünya genelinde önemli bir potansiyele sahip olduğunu vurguluyor. Taner, bu projenin sadece diyabet hastalarının yaşam kalitesini yükseltmekle kalmayacağını, aynı zamanda yüksek katma değerli yerli sağlık ürünlerinin geliştirilmesine ve Türkiye'nin sağlık sektöründeki dışa bağımlılığının azaltılmasına da büyük katkı sağlayacağını belirtiyor. Bu tür bilimsel çalışmalar, ülkenin biyoteknoloji alanındaki araştırma kapasitesini güçlendirerek, gelecekteki sağlık inovasyonlarının önünü açıyor.
Geniş Kapsamlı ve Disiplinlerarası Proje Ekibi
Doç. Dr. Gökçe Taner'in liderliğindeki bu önemli projede, farklı disiplinlerden uzmanlar bir araya geldi. Araştırmacı kadrosunda Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi İmmünoloji Bölümü'nden Prof. Dr. Haluk Barbaros Oral, Doç. Dr. Diğdem Yöğen Ermiş, Dr. Öğretim Üyesi Salih Haldun Bal ile Bursa Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Histoloji ve Embriyoloji Bölümü'nden Doç. Dr. Sabire Güler yer alıyor. Ayrıca, genç bilim insanları Dr. Halime Serinçay doktora sonrası bursiyer olarak, Moleküler Biyologlar Hilal Akar, Hilal Vardar ve İrem Özveri de yardımcı personel olarak projeye destek veriyor. Bu geniş ve uzman ekip, projenin multidisipliner yapısını ve bilimsel derinliğini ortaya koyuyor.
Rektör Çağlar: Bilimsel Bilgi Toplumsal Faydaya Dönüşüyor
BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, sağlık alanında geliştirilen yenilikçi projelerin toplumun genel yaşam kalitesini artırmada hayati bir rol oynadığını ifade etti. Rektör Çağlar, üniversitelerinde yürütülen bu projenin, bilimsel bilginin somut bir şekilde toplumsal faydaya dönüşmesinin en güzel örneklerinden biri olduğunu vurguladı. "TÜSEB tarafından desteklenmeye hak kazanan bu çalışma, hem yerli sağlık teknolojilerinin geliştirilmesine hem de ülkemizin biyoteknoloji alanındaki araştırma kapasitesinin güçlenmesine önemli katkılar sağlayacaktır. Bu vesileyle proje ekibini tebrik ediyor, çalışmalarında başarılar diliyorum" sözleriyle ekibe olan güvenini ve desteğini dile getirdi. Bu proje, üniversite-sanayi iş birliğinin ve bilimsel araştırmaların topluma kazandırılması adına önemli bir adım teşkil ediyor.










