Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ) ev sahipliğinde, Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı (JICA) ve Bursa Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle gerçekleşen 'Kahramanmaraş Depreminden İş Sürekliliğine İlişkin Çıkarılan Derslerin Bursa'ya Yansıması' semineri, Bursa'daki organize sanayi bölgelerinin (OSB) deprem risklerini masaya yatırdı. Akademisyenler, kamu kurumları, sanayi temsilcileri ve Japon uzmanların katılımıyla Mimar Sinan Yerleşkesi'nde yapılan etkinlikte, Kahramanmaraş merkezli depremlerden elde edilen veriler ışığında Bursa OSB'lerinin depreme karşı direnci, iş sürekliliği planlaması ve alınması gereken önlemler detaylıca ele alındı.

Bursa Sanayisi İçin Deprem Riski ve İş Sürekliliği

JICA Türkiye Ofisi Program Sorumlusu Aylin Çelik Korkut, seminerin açılışında yaptığı konuşmada, Türkiye ve Japonya'nın deprem gerçeğiyle yüzleşen iki ülke olduğunu belirterek, afetlere karşı dirençli kentler oluşturmanın ortak hedefleri olduğunu ifade etti. Korkut, JICA ve Bursa Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle üç yıldır yürütülen 'Dirençli Bursa Projesi'nin sadece fiziksel altyapıyı değil, kentin ekonomik sürdürülebilirliğini ve yaşam kalitesini de kapsadığını vurguladı. Bursa'nın Türkiye ekonomisinin lokomotif şehirlerinden biri olduğuna dikkat çeken Korkut, "Bursa'da yaşanacak bir üretim aksaklığı sadece kenti değil, tüm Türkiye'yi etkileyecektir. Bu nedenle organize sanayi bölgelerinin afete karşı dirençli olması, deprem sonrasında üretimin devam etmesi, tedarik zincirinin korunması ve iş sürekliliğinin önceden planlanması büyük önem taşıyor" dedi.

Dr. Masashi Inoue, '2023 Kahramanmaraş Depreminden İş Sürekliliği Planlarına İlişkin Çıkarılan Dersler ve Bursa Organize Sanayi Bölgeleri Risk Değerlendirmesi Sonuçları' başlıklı sunumunda, Kahramanmaraş'taki dört OSB'den elde edilen verilerle Bursa'daki 13 OSB'de bulunan yaklaşık 2 bin 666 binanın yapı bilgilerini karşılaştırdıklarını aktardı. Analizlerde yapıların inşa yıllarına odaklandıklarını belirten Inoue, Bursa'daki sanayi yapılarının yaklaşık yüzde 20'sinin 2000 yılı öncesinde inşa edildiğini açıkladı. Bu durumun, olası bir depremde ciddi riskler taşıdığını gösterdi.

500'den Fazla Sanayi Yapısı Hasar Görme Riski Taşıyor

Yapılan senaryo analizlerine göre Bursa'da 500'ün üzerinde sanayi yapısının depremde hasar görebileceğini kaydeden Dr. Masashi Inoue, özellikle Bursa, Kestel, Uludağ, İnegöl ve Mustafakemalpaşa organize sanayi bölgelerinin yüksek risk taşıdığına dikkat çekti. Inoue, bu çalışmanın eski yapıların güçlendirilmesi ve yenilenmesi açısından önemli bir başlangıç olduğunu vurgulayarak, "İş sürekliliği yalnızca yapısal güvenliği değil, yapısal olmayan tüm riskleri de kapsıyor. Bursa'da iş sürekliliği planlarının yaygınlaştırılması gerekiyor" ifadelerini kullandı. Bu kapsamda, özellikle eski yapıların acilen gözden geçirilmesi ve güçlendirme çalışmalarının başlatılması gerektiği belirtildi.

Yapısal Olmayan Hasarların Üretime Etkisi

JET uzmanlarından Dr. Seda Şendir Torisu ise Kahramanmaraş'ta üç OSB ve bir küçük sanayi sitesinde gerçekleştirdikleri saha çalışmalarının sonuçlarını paylaştı. Torisu, deprem sonrası yaşanan üretim kayıplarında sadece bina hasarlarının değil, makine, ekipman, ürün kayıpları ve insan kaynağı gibi yapısal olmayan unsurların da belirleyici olduğunu ifade etti. Bazı bölgelerde yapısal hasar düşük olmasına rağmen ekonomik kayıpların oldukça yüksek seviyelere ulaştığını belirten Torisu, Kahramanmaraş'ta 232 şirketle yapılan anket çalışmasının sonuçlarına göre:

  • Düzenli tatbikat yapan işletmeler,
  • İş sürekliliği planı hazırlayan şirketler,
  • Veri yedekleme sistemleri kuran firmalar,
  • Ekipmanlarını güvence altına alan işletmeler,

deprem sonrasında daha hızlı toparlanma gösterdiğini ortaya koydu. Bu bulgular, iş sürekliliği planlamasının sadece binaların sağlamlığıyla sınırlı olmadığını, kapsamlı bir yaklaşım gerektirdiğini gösteriyor.

2000 Yılı Öncesi Yapılar Öncelikli Olarak Ele Alınmalı

BTÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Beyhan Bayhan, 'Bursa Organize Sanayi Bölgeleri İş Sürekliliği İçin Yapılması Gerekenler' başlıklı sunumunda, Bursa OSB'lerinde farklı deprem yönetmeliklerine göre inşa edilmiş çok sayıda sanayi yapısının bulunduğunu belirtti. Özellikle 2000 yılı öncesi inşa edilen yapıların önemli risk taşıdığına dikkat çeken Prof. Dr. Bayhan, Kahramanmaraş depremlerinde en fazla hasarın prefabrik sanayi yapılarında kolon alt bölgeleri, kiriş-kolon bağlantıları ve cephe panellerinde meydana geldiğini söyledi. Sanayi tesislerinde uygulanabilecek pratik güçlendirme yöntemlerine değinen Rektör Yardımcısı Bayhan, şu yöntemlerin önemine işaret etti:

  • Çapraz çelik elemanlarla güçlendirme,
  • Enerji sönümleyici sistemler,
  • Zemin iyileştirme çalışmaları.

Prof. Dr. Bayhan, deprem sonrası üretimin devam edebilmesi için yalnızca yapıların ayakta kalmasının yeterli olmadığını, elektrik, su, haberleşme ve lojistik altyapılarının kesintisiz çalışmasının da kritik öneme sahip olduğunu vurguladı. Kahramanmaraş depremlerinde OSB'lerde yaşanan üretim kayıplarına dikkat çeken Bayhan, altyapı kesintileri, iş gücü kaybı ve tedarik zincirindeki aksaklıkların üretimi ciddi şekilde etkilediğini belirtti. Bursa'nın OSB'lerin oluşmasında Türkiye'ye öncülük ettiğini hatırlatan Bayhan, deprem hazırlıkları ve iş sürekliliği konusunda da aynı öncü rolü üstlenmesi gerektiğini sözlerine ekledi. Seminer, Kocaeli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şerif Barış'ın 'Organize Sanayi Bölgelerinde Deprem Zararlarının Azaltılması' ve Nagoya Teknoloji Enstitüsü’nden Prof. Dr. Kenji Watanabe’nin 'Artan Şiddette ve Sıklıkta Meydana Gelen Doğal Afetlere Yanıt Vermede Topluluk Temelli İş Sürekliliği Planlaması, İş Sürekliliği Yönetimi Giderek Artan Önemi' başlıklı sunumlarının ardından soru-cevap bölümüyle sona erdi.