Ramazan ayı…
Rahmetin, merhametin, paylaşmanın ve en önemlisi de çocukların yüzündeki masum tebessümün ayı.

Darıca’da geçtiğimiz günlerde yaşanan bir olay, aslında sadece bir Hacivat-Karagöz gösterisinin ötesinde, toplum olarak camiye, kültüre ve çocuklara bakışımızı yeniden sorgulamamıza neden oldu.

Darıca Belediyesi, Ramazan ayının ruhuna uygun olarak Elmalı Camii’nde çocuklara yönelik geleneksel Hacivat-Karagöz gösterisi düzenlemek istedi. Ama iddiaya göre cami yönetimi bu etkinliğe ilk etapta izin vermedi. Gerekçe ise caminin kirlenebileceği endişesiydi.

Evet, yanlış okumadınız.
Gerekçe: Kirlenme ihtimali.

Oysa camiler, sadece secde edilen mekânlar değildir. Camiler, aynı zamanda bir medeniyetin kalbidir. Osmanlı’da camiler; çocukların Kur’an öğrendiği, insanların sohbet ettiği, ilmin konuşulduğu, toplumun kaynaştığı yerlerdi. Camiler hayatın merkezindeydi. Hayatın dışına itilen yerler değil, hayatın tam içindeydi.

Yaşanan bu olayda Darıca Belediye Başkanı Muzaffer Bıyık’ın tavrı ise dikkat çekiciydi. Olaydan haberdar olur olmaz devreye giriyor. İlçe kaymakamlığı ve müftülük ile görüşmeler yapıyor. Cami yönetimi ile birebir temas kuruluyor.

Ve o kritik cümle…

“Kirlenirse temizleriz. Belediye olarak biz temizleriz. Tekrar kirlenirse yine temizleriz.”

Bu cümle aslında sadece bir temizlik meselesi değil, bir zihniyet meselesidir.

Çünkü mesele caminin temiz kalması değil, caminin canlı kalmasıdır.
Çünkü camiyi temiz tutan sadece süpürge değil, içindeki çocukların duasıdır.
Çünkü camiyi ayakta tutan sadece duvarları değil, içindeki nesillerdir.

Bize gelen bilgilere göre süreç sonunda olay tatlıya bağlanıyor. Çocuklar cami içinde Hacivat-Karagöz gösterisini izliyor. Cami, çocukların kahkahasıyla doluyor.

Ve aslında olması gereken de buydu.

Şimdi şu soruyu sormak gerekiyor:

Bir Müslüman, bir çocuğun camide gülmesine neden karşı çıkar?

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (S.A.V.), torunları Hasan ve Hüseyin sırtına çıktığında secdeyi uzatmıştır. Bir çocuk düşmesin diye secdeyi uzatan bir Peygamber’in ümmetiyiz biz.

O halde bugün camide bir çocuğun gülüşünden rahatsız olmak, hangi anlayışın ürünüdür?

Camiyi korumak, onu çocuklardan uzak tutmak değildir. Camiyi korumak, çocukları camiye alıştırmaktır.

Bugün camiden uzaklaştırılan bir çocuk, yarın camiye yabancı büyür.
Ama bugün camide Hacivat-Karagöz izleyen bir çocuk, yarın o caminin müdavimi olur.

Darıca Belediye Başkanı Muzaffer Bıyık’ın bu süreçteki duruşu, yerel yönetimin sadece yol yapmakla, bina yapmakla değil, toplumun ruhunu korumakla da sorumlu olduğunu göstermiştir.

Çünkü şehirleri binalar değil, değerler ayakta tutar.
Ve o değerlerin temeli de çocukların kalbinde atılır.

Unutmayalım…

Ramazan’ın en güzel sesi, minarelerden yükselen ezan kadar, camide gülen çocuk sesidir.

Ve o ses susturulmamalıdır.