Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, çevre üzerindeki potansiyel etkileri bulunan büyük ölçekli projelere yönelik denetimleri artırma hedefiyle Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Yönetmeliği'nde kapsamlı bir güncellemeye gitti. Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren bu yeni düzenleme, özellikle termik güç santralleri, nükleer tesisler ve su aktarım projeleri gibi hassas alanlarda çevresel değerlendirme kriterlerini yeniden yapılandırıyor. Bu değişikliklerle, Türkiye'nin çevresel sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmasında önemli bir adım atıldığı belirtiliyor.

Termik ve Nükleer Santraller İçin Yeni ÇED Eşikleri Belirlendi

Yeni ÇED Yönetmeliği, enerji sektöründeki büyük yatırımları daha yakından inceleme altına alıyor. Buna göre, toplam ısıl gücü 300 megawatt termal (MWt) ve üzerinde olan tüm termik güç santralleri ile aynı kapasitedeki gaz, buhar ve sıcak su üreten tesisler, ÇED Yönetmeliği'nin EK-1 listesine dahil edildi. Bu durum, söz konusu tesislerin çevresel etkilerinin daha detaylı ve kapsamlı bir şekilde incelenmesini zorunlu kılıyor. Ayrıca, nükleer güç santrallerinin hem kurulması hem de söküm süreçleri, bazı özel araştırma projeleri dışında, artık bu kapsamda değerlendirilecek. Bu adım, nükleer enerji projelerinin çevresel risklerinin en aza indirilmesi ve kamuoyunun bilgilendirilmesi açısından kritik bir öneme sahip.

EK-2 listesinde de önemli güncellemeler yapıldı. Toplam ısıl gücü 20 MWt ve üzerinde olan termik santraller ile endüstriyel yakma tesisleri, bu liste kapsamında değerlendirilerek daha sıkı çevresel denetimlere tabi tutulacak. Bu düzenleme, daha küçük ölçekli ancak yine de çevresel etkileri olabilecek enerji üretim tesislerinin de göz ardı edilmemesini sağlıyor.

Akarsu Havzaları Arası Su Aktarım Projeleri ÇED Kapsamına Alındı

ÇED Yönetmeliği'ndeki en dikkat çekici değişikliklerden biri de su projeleri alanında yaşandı. Akarsu havzaları arasında gerçekleştirilecek su aktarım projeleri, boru hatlarıyla yapılan içme suyu taşımaları haricinde, artık EK-1 listesine eklendi. Bu, büyük su taşıma projelerinin çevresel etkilerinin, ekosistem üzerindeki potansiyel değişimlerin ve su kaynakları yönetimi üzerindeki sonuçlarının detaylı bir şekilde analiz edilmesini zorunlu kılıyor. Bu karar, su kaynaklarının korunması ve sürdürülebilir yönetimi açısından stratejik bir adım olarak değerlendiriliyor.

Akarsu Yatak Düzenleme Projelerine de Sıkı Denetim

Yönetmelik değişikliğiyle birlikte, sürekli akış gösteren akarsuların yataklarında yapılacak 5 kilometre ve üzerindeki düzenleme projeleri de EK-2 kapsamına alındı. Bu, akarsu yataklarında yapılan müdahalelerin, su ekosistemleri, biyoçeşitlilik ve taşkın riskleri üzerindeki etkilerinin daha yakından takip edileceği anlamına geliyor. Özellikle iklim değişikliği etkilerinin artmasıyla birlikte, su kaynakları üzerindeki baskının arttığı günümüzde, bu tür projelerin çevresel değerlendirme süreçlerinin güçlendirilmesi büyük önem taşıyor.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın bu yeni düzenlemesi, projelerin çevresel etkileri başlamadan önce kapsamlı bir şekilde değerlendirilmesini sağlayarak, doğal kaynakların korunmasına ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir çevre bırakılmasına katkıda bulunmayı hedefliyor. Yayımlandığı gün itibarıyla yürürlüğe giren yönetmelik, Türkiye'nin çevre politikalarında yeni bir dönemi başlatıyor.