Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Ankara'da düzenlediği basın toplantısında, Türkiye'nin önemli tarım ürünlerinden fındık ve pamuk üreticilerinin içinde bulunduğu zor durumu gözler önüne serdi. Sarıbal, üreticilerin artan maliyetler karşısında ezildiğini ve emeğinin karşılığını alamadığını ifade ederek, tarımsal üretimdeki yapısal sorunlara dikkat çekti.
Fındık Üreticisi Büyük Zararda: Maliyetler Karşılanamıyor
Karadeniz Bölgesi'nin temel geçim kaynaklarından biri olan fındıkta, üreticinin derin bir çıkmaza sürüklendiğini belirten Sarıbal, maliyetlerin kilogram başına 240 liraya kadar yükseldiğini, ancak ürünün serbest piyasada 170 liradan satılmak zorunda kalındığını açıkladı. Bu durumun, stratejik öneme sahip fındık üreticisinin ciddi bir gelir kaybı yaşadığını gösterdiğini vurguladı.
Toprak Mahsulleri Ofisi'nin (TMO) Giresun kalite fındık için 255 lira, levant kalite için ise 250 lira alım fiyatı duyurmasına rağmen, kesintiler nedeniyle üreticinin eline geçen tutarın daha da azaldığını dile getiren Sarıbal, randevu sorunları ve nakit ihtiyacı nedeniyle bekleyemeyen çiftçilerin ürünlerini çok daha düşük fiyatlarla tüccara satmak zorunda kaldığını belirtti. Sarıbal, TMO'nun sadece fiyat açıklamakla kalmayıp, toplam alım miktarını da şeffaf bir şekilde ilan etmesi gerektiğini savundu.
Pamukta Dışa Bağımlılık ve Üretici Mağduriyeti
Türkiye'nin yıllık pamuk ihtiyacının 1,5-1,6 milyon ton seviyesinde olduğunu, ancak üretimin yaklaşık 400 bin ton civarında kaldığını belirten Sarıbal, pamukta dışa bağımlılığın tehlikeli boyutlara ulaştığına dikkat çekti. Kütlü pamuk üretim maliyetinin hasat giderleriyle birlikte 48-50 lirayı bulduğunu, buna karşılık piyasa fiyatının 38 lira civarında seyrettiğini aktaran Sarıbal, çiftçinin kilogram başına 10-12 lira zarar ettiğini vurguladı. Bu durumun, pamuk üretimini sürdürülemez hale getirdiğini ifade etti.
Motorin Zammı Tarımsal Üretimi Felç Ediyor
Orhan Sarıbal, tarımsal üretimin en büyük girdilerinden biri olan motorin fiyatlarındaki astronomik artışa da değindi. Bir yıl içinde litre fiyatının 54 liradan 100 liranın üzerine çıktığını hatırlatan Sarıbal, bu artışın sadece traktör kullanımını değil, sulama, hasat, işçi taşımacılığı ve ürünün pazara ulaştırılması gibi tüm süreçleri doğrudan etkilediğini belirtti. Sarıbal, akaryakıt üzerindeki vergi yükünün hafifletilmesi gerektiğini savunarak, tarımsal üretimde kullanılan mazotta ÖTV ve KDV'nin kaldırılmasını, eşel mobil sisteminin yeniden uygulanmasını ve mazotun sübvanse edilmesini talep etti.
Çözüm: Kamucu, Planlı ve Üreticiden Yana Tarım Politikaları
Yaş sebze-meyve ticaretine yönelik soruşturmalara da değinen Sarıbal, hukuki süreçlerin işletilebileceğini ancak tarımdaki yapısal sorunların birkaç firmaya veya tüccara indirgenemeyeceğini ifade etti. Üretici ile tüccarın karşı karşıya getirilmesinin doğru olmadığını vurgulayan Sarıbal, tarımsal sorunların kalıcı çözümü için şu adımları önerdi:
- Havza bazlı planlama yapılması
- Gerçek maliyetler üzerinden taban fiyat belirlenmesi
- Tarımsal desteklerin zamanında açıklanması ve ödenmesi
- Kooperatiflerin güçlendirilmesi ve desteklenmesi
- Kamu alım mekanizmalarının etkinleştirilmesi
- Çiftçi borçlarının faizsiz yapılandırılması
Sarıbal, bu adımların atılmasıyla kamucu, planlı, demokratik, kooperatifçi ve üreticiden yana bir tarım politikasının hayata geçirilebileceğini ve Türk çiftçisinin hak ettiği değeri bulacağını sözlerine ekledi.










