İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları (İBB Şehir Tiyatroları), tiyatro sanatına yön veren önemli eğitim çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor. Bu kapsamda, dünyaca ünlü İtalyan yönetmen ve eğitmen Claudio Massimo Paterno, "Meyerhold’un Tiyatro Biyomekaniği Sistemi" başlıklı dört günlük özel bir oyunculuk atölyesi için İstanbul'a geldi. Bu atölye, Şehir Tiyatroları'nın uluslararası alandaki iş birliklerini ve nitelikli eğitim faaliyetlerini sürdürme hedefini bir kez daha gözler önüne serdi.

Meyerhold'un Biyomekaniği İstanbul Sahnesinde

İtalya'daki yönetmenlik ve oyunculuk çalışmalarıyla tanınan Claudio Massimo Paterno, Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi'nde düzenlenen atölyede, tiyatro dünyasının temel taşlarından biri olan Meyerhold’un Tiyatro Biyomekaniği Sistemi'ni ele aldı. Şehir Tiyatroları bünyesinden ve dışından özenle seçilen 20 katılımcı, bu yoğun eğitim sürecinde sahne pratiğiyle teoriyi birleştiren eşsiz bir deneyim yaşadı. Atölye, oyuncu adaylarına kontrol, enerji ve çeviklik kazandıracak hazırlayıcı oyunlar, ses-beden farkındalığı, dramaturji, mekân ve obje ile bütünleşme gibi kritik konuları kapsadı.

Çalışmalara, Şehir Tiyatroları sanatçısı Selim Can Yalçın yürütücü olarak eşlik ederken, araştırma tiyatrosu ve dans alanındaki derin çalışmalarıyla bilinen Valeria Covella da ekibe destek verdi. Felsefe ve tiyatro geçmişiyle öne çıkan Cem Taylan ise atölye boyunca simultane çevirileriyle katılımcılar ve eğitmen arasında güçlü bir iletişim köprüsü kurdu. Bu iş birliği, atölyenin uluslararası niteliğini ve çok yönlülüğünü pekiştirdi.

Oyuncunun Beden ve Ruh Bütünlüğü Vurgulandı

Paterno, atölyenin ilk gününden itibaren fiziksel egzersizlerin ötesine geçerek, oyuncunun sahnedeki varoluşunu derinlemesine sorguladı. Meyerhold'un biyomekanik prensipleri ışığında, oyuncunun seyirciyi de içine alan bir anlatım kurması gerektiğini vurguladı. Duyguların, yalnızca canlandırılmakla kalmayıp, gerçekten hissedilerek yaşanması gerektiğini uygulamalı olarak gösterdi. Acı, hüzün ve mutluluk gibi temel insani duyguların sahnede nasıl organik bir şekilde ifade edilebileceği üzerine önemli dersler verdi.

  • Duygusal Derinlik: Oyuncunun duyguları sadece taklit etmek yerine içselleştirmesi ve yaşaması gerektiği.
  • Hareket ve Varlık: Sahnedeki hareketlerin tekdüze olmaması, oyuncuların sadece bulunmak yerine sahnede yaşayarak var olmaları.
  • Sesin Gücü: Sesin sadece bir araç değil, başlı başına bir eylem ve ifade biçimi olduğu.

Grup çalışmalarında, hareketlerin tekdüzelikten uzak olması ve oyuncuların sahnede yalnızca 'bulunmak' yerine 'yaşayarak var olmaları' gerektiğinin altını çizdi. Ayrıca, sesin tiyatroda sadece bir iletişim aracı olmadığını, başlı başına bir eylem olduğunu ve sahnedeki dramaturjide kilit bir rol oynadığını detaylıca anlattı. Katılımcılar, bu yoğun dört günlük maratonun sonunda, Meyerhold'un Tiyatro Biyomekaniği Sistemi'nin temel tekniklerini ve edindikleri bedensel farkındalığı küçük bir performansla sergileme fırsatı buldular. Bu atölye, İBB Şehir Tiyatroları'nın sanat eğitimi alanındaki vizyonunu ve uluslararası iş birliklerine verdiği önemi bir kez daha kanıtladı.