Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun 103. yıl dönümü, tüm yurtta büyük bir coşku ve minnetle kutlanıyor. Bu anlamlı günde, milletimiz bağımsızlık mücadelesinin mimarı Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve vatanı için canını feda eden tüm şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi ise şükranla anıyor. Cumhuriyetimizin temelleri, zorlu bir mücadelenin ardından, bağımsızlık ruhuyla atılmış ve Türkiye'nin çağdaş medeniyetler seviyesine ulaşma hedefiyle şekillenmiştir. Bu özel gün, Cumhuriyetimizin 103. yılı coşkusunu bir kez daha yaşatıyor.

Cumhuriyetin İlanına Giden Süreç ve Lozan Zaferi

Milli Mücadele'nin zaferle sonuçlanmasının ardından, yeni Türk devletinin uluslararası alandaki bağımsızlığını perçinleyecek barış görüşmeleri başladı. 20 Kasım 1922'de toplanan Lozan Barış Konferansı, aylarca süren çetin müzakerelere sahne oldu. Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti'ni temsilen İsmet İnönü Paşa'nın büyük bir diplomatik başarı gösterdiği görüşmeler, 24 Temmuz 1923'te antlaşmanın imzalanmasıyla neticelendi. Bu antlaşma ile yeni Türkiye Devleti'nin bağımsızlığı tüm dünya tarafından tanınırken, milli sınırlarımız çizildi ve Osmanlı Devleti'nden kalan kapitülasyonlar gibi ekonomik pürüzler ortadan kaldırıldı. Atatürk'ün ifadesiyle, Lozan Antlaşması, 'Türk milleti aleyhine asırlardan beri hazırlanmış ve Sevr Anlaşması'yla tamamlandığı zannedilmiş büyük bir suikastın yıkılışını ifade eden bir vesika' olarak tarihe geçti ve Osmanlı devrine ait benzeri görülmemiş bir siyasi zafer olarak kayıtlara geçti.

Lozan zaferinin ardından 13 Ekim 1923'te Ankara, Türkiye Büyük Millet Meclisi kararıyla Türkiye Devleti'nin Hükûmet Merkezi oldu. Artık mevcut yönetimin isminin açıkça ilan edilmesi gerekiyordu. Nihayet 29 Ekim 1923'te TBMM tarafından kabul edilen Anayasa değişikliği ile Cumhuriyet ilan edildi. Bu tarihi kararın ardından Ankara Milletvekili Mustafa Kemal Paşa, oy birliğiyle Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk Cumhurbaşkanı seçildi.

Cumhuriyet Sonrası Köklü İnkılaplar ve Modernleşme Hamlesi

Cumhuriyetin ilanı ile gerçekleşen bu büyük siyasi inkılabın yanı sıra, devlet örgütü ve toplum yönetiminin de çağdaş devlet anlayışına uygun olarak düzenlenmesi elzemdi. Bu doğrultuda, çağdaş bir devlet yapısıyla bağdaşmayan halifelik, 3 Mart 1924'te kaldırıldı ve son halife ile Osmanlı hanedanı yurt dışına çıkarıldı. Bu adım, laik devlet prensibinin temelini oluşturdu.

Atatürk İnkılapları ve Toplumsal Dönüşüm

Devletin modern bir şekil alması ve milletin çağdaş uygarlık seviyesine en kısa zamanda erişebilmesi amacıyla büyük inkılaplar birbirini takip etti. Bu dönemde gerçekleştirilen önemli inkılaplar arasında şunlar yer almaktadır:

  • Şapka ve Kıyafet İnkılapları: Toplumun çağdaş bir görünüme kavuşması hedeflendi.
  • Tekke, Zaviye ve Türbelerin Kapatılması: Halkı uyuşukluğa sevk eden ve hayat enerjisini yok eden bu yapılar ortadan kaldırıldı.
  • Şeriye ve Evkaf Vekâleti'nin Kaldırılması: Laik devlet prensibi benimsenerek din ve devlet işleri kesin olarak birbirinden ayrıldı.
  • Hukuk Alanında Reformlar: Şeriye mahkemeleri ve Mecelle kaldırılarak Türk Medeni Kanunu ile birlikte birçok yeni kanun kabul edildi.
  • Eğitim ve Kültür Hamleleri: Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu kurularak Türk tarihi ve Türk dili üzerinde çalışmalar yapıldı. Medreseler kapatılarak çağdaş kültürü benimseyen Cumhuriyet okulları açıldı. Eğitim ve öğretimde laik ve milli bir yol izlendi.
  • Harf İnkılabı: Atatürk'ün en büyük eserlerinden biri olan Harf İnkılabı ile Arap harfleri terk edilerek Latin harfleri esasına dayanan Türk alfabesi kabul edildi.
  • Üniversite Reformu: Üniversiteye çağdaş bir görünüm kazandırıldı, ihtiyaç duyulan çeşitli fakülteler ve kürsüler açıldı.
  • Uluslararası Standartların Kabulü: Uluslararası takvim, saat, rakam ve ölçüler kabul edildi.
  • Kadın Hakları: Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı tanınarak kadın hukukunda reform yapıldı.

Ekonomik kalkınmaya da büyük önem verildi. 1923 yılında Türkiye'de ilk defa bir iktisat kongresi toplanarak memleketin ekonomik problemleri görüşüldü. Zirai faaliyetler genişletildi; ticaret ve milli sanayi geliştirildi. Sağlık işlerine önem verildi ve güçlü bir ordu kuruldu. Yeni Türkiye Devleti'nin temeli olan bütün bu inkılaplara 'Atatürk İnkılapları' adı verildi.

Mustafa Kemal Paşa, inkılapların büyük kısmını başardıktan sonra Türk bağımsızlık mücadelesini ve yeni Türkiye'nin kuruluşunu anlatan Büyük Nutuk'u yazdı. Bu ölümsüz eserini 1927 yılında, Parti Kongresi'nde altı gün süren büyüleyici hitabetiyle okudu. Değerli tahlil ve tenkitlerle dolu olan Nutuk, Türk tarihinin olduğu kadar Türk edebiyatının da ölmez eserleri arasında yer aldı. Büyük Önder, kurtuluş sonrası memleketi baştan başa dolaşarak halka inkılapların ve yeni Türk Devleti'nin ideolojisini anlattı. 1934 senesinde Meclis, özel bir kanunla kendisine 'Atatürk' soyadını verdi. Cumhuriyetimizin 103. yılı, tüm bu mirasın gururla anıldığı bir gündür.