Türk Tabipleri Birliği (TTB), 19 Nisan 2025 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik'e karşı açtığı davada önemli bir hukuki zafer elde etti. Danıştay 10. Dairesi, TTB'nin yürütmenin durdurulması talebini kısmen kabul ederek, yönetmeliğin bazı hükümlerinin uygulanmasını durdurma kararı aldı. Bu karar, özel sağlık kuruluşlarını ve hekimlerin çalışma koşullarını doğrudan etkileyecek önemli değişiklikler getiriyor.

Özel Sağlık Yönetmeliği'ndeki Hangi Maddeler Askıya Alındı?

Danıştay 10. Dairesi, 4 Mayıs 2026 tarihli kararında, yönetmelikteki çeşitli maddelere ilişkin yürütmenin durdurulması talebini değerlendirdi. Mahkemenin en dikkat çekici kararlarından biri, tıp merkezlerine getirilen en az 3 bin metrekare kapalı alana sahip olma zorunluluğunun hukuka aykırı olduğuna hükmetmesi oldu. Kararda, bu şartın hekimlerin serbest çalışma hakkını orantısız bir şekilde kısıtladığı ve aynı zamanda hastaların sağlık hizmetlerine erişimini zorlaştırdığı belirtildi.

Ayrıca, hekimlere getirilen sözleşme zorunluluğuna ilişkin düzenlemenin de planlama ve gerekçelendirme eksikliği nedeniyle hukuka uygun olmadığına karar verildi. Danıştay, idarenin takdir yetkisini kamu yararı, sağlık hizmetinin gerekleri ve hukukun genel ilkeleri doğrultusunda kullanmadığını tespit etti. Bu durum, hekimlerin çalışma özgürlüğü ve mesleki bağımsızlığı açısından kritik bir adım olarak değerlendiriliyor.

Hukuka Aykırı Bulunan Diğer Düzenlemeler Neler?

Danıştay'ın kararı sadece metrekare ve sözleşme zorunluluğu ile sınırlı kalmadı. Mahkeme, bir hekimin hastasına başka bir tıp merkezinde işlem yapabilmesi için öngörülen özel izin şartının, prosedürün belirsiz olması nedeniyle yürütmesini durdurdu. Bu düzenleme, hekimlerin mesleki faaliyetlerini kısıtlayıcı ve bürokratik engeller yaratıcı nitelikte bulunmuştu.

  • Kota Sınırlaması Muafiyeti: Kota sınırlamasından muafiyet sağlayan geçici madde de hukuka aykırı bulunarak yürütmesi durduruldu.
  • Soyut Prensipler Listesi: Yönetmeliğe eklenen prensipler listesindeki bazı düzenlemeler de mahkeme tarafından hukuka aykırı görüldü. Danıştay, söz konusu ilkelerin soyut, muğlak ve keyfi uygulamalara yol açabilecek nitelikte olduğuna dikkat çekti.

Bu kararlar, sağlık sektöründe faaliyet gösteren özel kuruluşlar ve hekimler için yeni bir dönemin başlangıcı olabilir. Özellikle küçük ve orta ölçekli tıp merkezlerinin ayakta kalma mücadelesinde önemli bir rahatlama sağlaması bekleniyor.

TTB'nin İtiraz Süreci Devam Ediyor

Danıştay 10. Dairesi, yönetmelikte iptali istenen diğer maddeler yönünden yürütmenin durdurulması talebini ise reddetti. TTB Hukuk Bürosu, ret kararına karşı Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na itiraz başvurusunda bulunacağını açıkladı. Bu, hukuki sürecin henüz tamamlanmadığını ve TTB'nin yönetmeliğin tümden iptali yönündeki mücadelesini sürdüreceğini gösteriyor.

TTB yetkilileri, kararın hekimlerin çalışma koşulları ve hastaların sağlık hizmetlerine erişimi açısından olumlu bir gelişme olduğunu, ancak yönetmeliğin tüm sorunlu maddelerinin çözüme kavuşturulması için mücadeleye devam edeceklerini belirtti. Bu hukuki süreç, Türkiye'deki sağlık hizmetlerinin kalitesi ve erişilebilirliği açısından uzun vadede önemli etkiler yaratabilir.