17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nin acı yıldönümünde, afetlere karşı hazırlıklar bir kez daha gündeme geldi. Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, deprem erken uyarı sistemlerinin afet yönetimindeki kritik rolünü vurguladı. Uçan'ın açıklamaları, olası bir felakette can ve mal kaybını en aza indirme potansiyeli taşıyan teknolojilerin ve doğru yapılaşma politikalarının önemini gözler önüne serdi.

Deprem Erken Uyarı Sistemleri Nasıl Çalışıyor?

Dünya genelinde Japonya, Meksika, Çin, ABD, Tayvan, Güney Kore gibi deprem riski yüksek ülkeler, ulusal veya bölgesel deprem erken uyarı sistemlerini aktif olarak kullanıyor. Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan'ın belirttiğine göre, Türkiye'de de bu alanda önemli çalışmalar mevcut. Özellikle Marmara Bölgesi'nde EDİS firması tarafından fay hatları üzerine yerleştirilen hassas cihazlar, depremin ilk öncü P dalgasını ölçerek erken tespit sağlıyor.

Bu sistemler, depremin büyüklüğü ve başlangıç noktası gibi hayati bilgileri, konumuna göre 5 ila 60 saniye öncesinden hizmet verdiği kurumlara iletiyor. Bilgiyi alan firmalar, yapay zeka uygulamalarıyla bu verileri işleyerek olası zararları minimize etmek için aksiyon alabiliyor. Bu teknoloji, deprem anında alınacak önlemler için çok değerli bir zaman dilimi sunuyor.

5 Saniye Bile Hayat Kurtarabilir: Erken Uyarıların Önemi

Dr. Uçan, deprem erken uyarı sistemlerinin tüm Türkiye'de, özellikle fay hattı bölgelerine yaygınlaştırılması gerektiğini vurguladı. "Depremden 5-60 saniye önce bilgi sahibi olmak, büyük fark yaratır" diyen Uçan, bu kısa sürede atılabilecek adımları şöyle sıraladı:

  • Elektrik sistemleri otomatik olarak kesilebilir.
  • Doğalgaz akışı durdurularak yangın ve patlama riskleri önlenebilir.
  • Fabrikalarda yapay zeka ve otomasyon sistemleri devreye girerek yüzlerce güvenlik hareketi aktive edilebilir.

Bu tür önlemler sayesinde, deprem sonrasında meydana gelebilecek can kayıplarının yanı sıra, ekonomik ve çevresel zararların da önemli ölçüde azaltılabileceği belirtiliyor. Saniyelerin bile kritik önem taşıdığı bu anlarda, doğru ve hızlı müdahale, felaketin boyutunu değiştirebilir.

Dikey Yapılaşma ve Deprem Gerçeği

Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, Türkiye'nin deprem gerçeğine rağmen dikey yapılaşmanın hız kesmeden devam etmesini eleştirdi. 1999 Marmara Depremi'nin üzerinden 27, 2023 Kahramanmaraş Depremleri'nin üzerinden 3 yıl geçmesine rağmen, yanlış yapılaşma pratiklerinin sürmesi endişe verici bulunuyor. Uçan, bu durumun sadece İstanbul'da değil, 50 bin nüfuslu küçük şehirlerde de benzer şekilde devam ettiğini ifade etti.

Almanya gibi deprem bölgesi olmayan ülkelerde bile yapıların genellikle 3 katlı olduğunu örnek gösteren Uçan, Türkiye'nin bu konuda ciddi bir dönüşüm gerçekleştirmesi gerektiğini savundu. Yüksek katlı ve depreme dayanıksız yapıların, erken uyarı sistemleri ne kadar gelişmiş olursa olsun, can ve mal güvenliği için büyük risk oluşturduğu bir gerçek.

Özetle, Dr. Uçan'ın açıklamaları, depreme hazırlıkta hem teknolojik çözümlerin (deprem erken uyarı sistemleri) hem de doğru şehirleşme ve yapılaşma politikalarının bir bütün olarak ele alınması gerektiğini ortaya koyuyor. Geçmiş depremlerden ders çıkararak, gelecekteki olası felaketlere karşı daha dirençli bir Türkiye inşa etmek, toplumun her kesiminin ortak sorumluluğudur.