İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki (TBMM) grup toplantısında ülke gündemindeki kritik konulara ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Özellikle son dönemde kamuoyunun gündemini meşgul eden fon soruşturmaları ve Halk TV'ye yönelik operasyona sert tepki gösteren Dervişoğlu, bu durumun faturasının Hazine’ye ve 86 milyon vatandaşa yüklenemeyeceğini net bir şekilde ifade etti.

Fon Soruşturmaları ve 'Büyük Vurgun' İddiası

Dervişoğlu, fon soruşturmalarının sıradan bir piyasa meselesi olmaktan öte, kamu otoritesinin gözü önünde büyüyen büyük bir vurgun olduğunu iddia etti. Bu tür büyük olayların siyasi, bürokratik ve hukuki bir koruma zırhı olmadan bu denli büyüyemeyeceğinin altını çizen İYİ Parti lideri, Meclis'te araştırma komisyonu kurulması taleplerinin iktidar tarafından reddedilmesini de eleştirdi. Dervişoğlu'na göre, bu ret kararı, olayın şeffaflıktan uzak tutulma çabasını gösteriyor.

Halk TV Operasyonu ve Medya Özgürlüğü Endişesi

Cafer Mahiroğlu hakkında yürütülen soruşturma kapsamında bazı şirketlere Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından kayyum atanması ve Halk TV'ye yönelik sabah operasyonu da Dervişoğlu'nun eleştirilerinin odak noktası oldu. Dervişoğlu, bu operasyonun gazeteciliğe doğrudan bir müdahale anlamı taşıdığını ileri sürerek, polis ve yargı üzerinden atılan adımların hukuki olmaktan çıktığını savundu. Kayyum uygulamalarının siyasi partilerden belediyelere, sivil toplum kuruluşlarından medya kuruluşlarına kadar geniş bir alana yayıldığını belirten Dervişoğlu, şafak baskınlarının adaleti sağlamak yerine iktidarın ömrünü uzatma çabası olduğunu ifade etti. Bu tür uygulamaların, raf ömrünü tamamlamış bir iktidarın son çırpınışları olduğunu vurguladı.

Kayıpların Hazine'ye Yüklenemezliği ve Gönüllü İade Eleştirisi

Tasfiyesine karar verilen bazı yatırım fonlarına ilişkin kanun teklifini de değerlendiren Dervişoğlu, bu fonlardaki kayıpların Hazine’ye, kamu bankalarına veya doğrudan vatandaşlara yüklenemeyeceğini açıkça belirtti. Dervişoğlu, "Kağıt üzerinde şişirilmiş hayali fon değerlerinin değil, vatandaşın cebinden çıkan anaparanın ve enflasyon farkının esas alınması gerekir" diyerek mağduriyetin gerçek boyutunun göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca, gönüllü iade uygulamasını da sert bir dille eleştiren Dervişoğlu, bu uygulamanın "çal ama yakalanırsan iade et kurtul" mantığına dönüşmemesi gerektiğini ifade etti. Haksız kazanç varsa devletin bunu tespit edip geri alması ve ilgili cezai süreçleri işletmesi gerektiğini, aksi takdirde kamu vicdanının rahatsız olacağını dile getirdi.

Okul Güvenliği ve Dış Politika Gündemi

Konuşmasında toplumsal hassasiyet taşıyan konulara da değinen Dervişoğlu, okul güvenliği ve çocuklara yönelik saldırılar konusunda devletin rolüne dikkat çekti. Olaylar sonrası telafi eden değil, önceden tedbir alan bir yapıya dönüşmesi gerektiğini belirten Dervişoğlu, bu alandaki ihmallerin kabul edilemez olduğunu söyledi. Dış politika alanındaki değerlendirmelerinde ise Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nı gündeme getiren İYİ Parti lideri, Türkiye'nin sınırları ve maliyeti belirsiz askeri yükümlülüklere sürüklenmemesi gerektiğini vurguladı. Karadeniz'de Türk sahipli gemilere yönelik saldırılara da değinen Dervişoğlu, hükümeti Türk denizcisinin güvenliği konusunda yeterince net bir duruş sergilememekle eleştirdi ve ulusal çıkarların her zaman öncelikli olması gerektiğini belirtti.