İstanbul (İGFA) – Diş Tedavisi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, ağız ve diş sağlığı alanında önemli açıklamalarda bulunarak, özellikle diş çürüğü oluşumunda şeker tüketim alışkanlıklarının kritik rol oynadığını vurguladı. Yıldırım'ın aktardığı bilgilere göre, yapışkan şekerlemeler, karamel, lokum ve kuru meyveler gibi gıdalar diş yüzeyine uzun süre tutunarak ağızdaki bakterilerin şekeri fermente etmesine ve çürükleri başlatan asitlerin ortaya çıkmasına zemin hazırlıyor. Bu durum, diş minesinin zayıflamasına ve zamanla kalıcı çürüklere dönüşmesine neden oluyor.

Şeker Tüketim Sıklığı Diş Çürüğü Riskini Nasıl Artırıyor?

Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, diş çürüğü riskini artıran en önemli faktörün, gün içinde sık sık şekerli gıdalar tüketmek olduğunu belirtti. Aynı miktarda şekerin bir kerede tüketilmesi ile gün boyunca küçük porsiyonlar halinde sık aralıklarla tüketilmesi arasında diş sağlığı açısından büyük bir fark bulunuyor. Sık şeker tüketildiğinde, ağızdaki pH seviyesi sürekli olarak düşük kalıyor ve tükürüğün diş minesini onarmak için yeterli zamanı olmuyor. Bu durum, diş minesindeki minerallerin çözünmesi anlamına gelen demineralizasyon sürecini hızlandırıyor ve çürük oluşumunu kolaylaştırıyor.

Diş minesinin büyük ölçüde kalsiyum ve fosfat minerallerinden oluştuğunu belirten Yıldırım, ağız ortamının pH değerinin 5,5’in altına düşmesiyle birlikte bu minerallerin çözünmeye başladığını ifade etti. Başlangıçta beyaz lekeler şeklinde kendini gösteren bu hasarın ilerlemesi halinde geri dönüşü olmayan diş çürüklerine dönüştüğünü sözlerine ekledi.

Asitli İçecekler ve Şekerli Gıdaların Kombine Zararı

Yıldırım, asitli ve şekerli gıdaların birlikte tüketilmesinin diş minesine iki yönlü ciddi zararlar verdiğini vurguladı. Asit, diş minesini doğrudan zayıflatırken, şeker ise ağızdaki bakteriler tarafından parçalanarak ilave asit üretimine yol açıyor. Kola, gazoz, enerji içecekleri, aromalı soğuk çaylar ve şekerli meyve suları gibi içecekler, yüksek asit ve şeker içerikleri nedeniyle çürük riskini önemli ölçüde artırıyor. Hatta diyet veya şekersiz olarak pazarlanan gazlı içeceklerin bile, içeriklerindeki asit nedeniyle diş minesine zarar verebileceğine dikkat çekildi.

Dr. Yıldırım, diş minesindeki mineral kaybının erken evrelerde geri döndürülebilir olduğunu, asit atağı sona erdiğinde tükürüğün içerdiği kalsiyum, fosfat ve florür sayesinde diş minesinin yeniden güçlenebileceğini aktardı. Ancak sık şeker tüketimi ve yetersiz ağız hijyeni, bu doğal onarım mekanizmasını engelliyor ve kalıcı çürüklerin oluşmasına yol açıyor.

Şekerli Tüketim Sonrası Diş Bakımı Nasıl Olmalı?

Şekerli veya asitli yiyecek ve içeceklerin tüketiminin hemen ardından diş fırçalamanın doğru bir yaklaşım olmadığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, bu dönemde diş minesinin geçici olarak zayıfladığını ve fırçalamanın mine kaybını artırabileceğini ifade etti. Yıldırım’a göre en doğru yaklaşım:

  • Ağzı bol suyla çalkalamak.
  • Şekersiz sakız çiğneyerek tükürük akışını artırmak.
  • Dişleri fırçalamadan önce yaklaşık 30 ila 60 dakika beklemek.

Ayrıca Yıldırım, tatlı olmayan her gıdanın diş dostu olmadığını da hatırlattı. Cips, kraker, bisküvi, beyaz ekmek ve lavaş gibi nişasta bakımından zengin gıdaların da ağızda şekere dönüşerek çürük riskini artırabileceği konusunda uyarılarda bulundu. Bu nedenle, genel ağız hijyenine dikkat etmek ve düzenli diş hekimi kontrolünden geçmek, diş sağlığını korumak adına büyük önem taşıyor.