İletişim Başkanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM), son günlerde çeşitli sosyal medya platformları ve bazı basın yayın organlarında gündeme gelen “orman alanlarının arsa vasfına geçirildiği” yönündeki iddialara ilişkin kapsamlı bir açıklama yaptı. Ankara’dan edinilen bilgiye göre DMM, bu iddiaların tamamen gerçek dışı olduğunu ve rutin mevzuat uygulamalarının çarpıtılarak bir dezenformasyon kampanyasına dönüştürüldüğünü vurguladı. Açıklamada, Türkiye’nin orman varlığında bir azalma olmadığı, aksine uygulanan politikalarla net orman alanlarının artırıldığı belirtildi.
Orman Kanunu Ek 16. Madde Uygulamaları ve Gerçekler
DMM’nin açıklamasına göre, söz konusu iddiaların temelinde Orman Kanunu’nun Ek 16. maddesi kapsamında yapılan işlemler yatıyor. Ancak DMM, bu işlemlerin bağlamından koparıldığını ve yanlış yorumlandığını ifade etti. Ek 16. madde, bilimsel ve teknik açıdan orman olarak muhafazasında fayda görülmeyen, tarım arazisine dönüştürülmesi mümkün olmayan, taşlık, kayalık veya verimsiz nitelikteki alanları kapsıyor. Yani, bu madde çerçevesinde yapılan işlemler, zaten orman ekosistemi içinde değerlendirilemeyecek nitelikteki arazilerle ilgili. Bu durumun, ülke genelindeki orman varlığında bir azalmaya neden olmadığı, tam tersine mevcut ormanların korunmasına yönelik bir düzenleme olduğu belirtildi.
DMM, yapılan tüm bu işlemlerin rastgele değil, uzman heyetlerin detaylı teknik incelemeleri, bilimsel değerlendirmeler ve katı mevzuat hükümleri çerçevesinde yürütüldüğünü özellikle vurguladı. Her bir kararın arkasında titiz bir çalışma ve yasal dayanak bulunduğu aktarıldı.
Net Orman Varlığı Artışı ve Ağaçlandırma Yükümlülüğü
Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin açıklamasında öne çıkan bir diğer önemli nokta ise, orman statüsünden çıkarılan bu tür alanların karşılığında ortaya çıkan ağaçlandırma yükümlülüğü oldu. Mevzuat gereği, orman vasfını yitiren veya bilimsel olarak orman sayılmayan bir alanın statüsü değiştirildiğinde, bunun telafisi amacıyla daha geniş ölçekte yeni ağaçlandırma çalışmaları yapılması zorunluluğu bulunuyor. Bu sayede, Türkiye’nin net orman varlığının azalmaksızın, hatta artış göstererek sürdürüldüğü ifade edildi.
DMM yetkilileri, Türkiye’nin son yıllardaki ağaçlandırma seferberlikleri ve orman koruma politikaları sayesinde orman alanlarını genişleten nadir ülkelerden biri olduğunu da hatırlattı. Bu tür asılsız iddiaların kamuoyunu yanıltmayı ve devletin çevre politikalarına olan güveni sarsmayı hedeflediği belirtilerek, vatandaşların resmi ve güvenilir kaynaklardan bilgi alması gerektiği çağrısı yapıldı.
Sonuç olarak, DMM, “orman alanlarının arsa vasfına geçirildiği” iddialarının gerçeği yansıtmadığını, yapılan işlemlerin yasalara uygun olduğunu ve Türkiye’nin orman varlığının korunduğunu ve hatta artırıldığını net bir şekilde ortaya koydu.










