Son dönemde kamuoyunda sıkça gündeme gelen elektrikli araç yangınları, sektör temsilcileri tarafından dikkatle değerlendiriliyor. İstanbul Ticaret Odası (İTO) 52. Komite Başkanı ve Motor Aşin CEO’su Saim Aşçı, elektrikli araç yangınlarının sıklığı ile bu yangınlara müdahale süreçlerinin ayrı ayrı ele alınması gerektiğini belirtti. Aşçı, tekil yangın vakaları üzerinden genel bir yanılgı oluşmaması için veri odaklı yaklaşımın önemine vurgu yaptı.

Elektrikli araç sayısındaki artışla birlikte bu tür olayların daha görünür hale geldiğini ifade eden Aşçı, risklerin doğru anlaşılması ve buna uygun çözümlerin geliştirilmesi gerektiğini dile getirdi. "Tekil yangın vakaları üzerinden genel bir algı oluşturmak yerine, veriler üzerinden hareket etmek önemli" diyen Aşçı, İsveç Sivil Savunma Kurumu'nun 2025 yılı derlemesini örnek gösterdi. Bu derlemeye göre, İsveç'te bir milyonu aşkın elektrikli ve hibrit araca rağmen yıl içinde itfaiyenin müdahale ettiği yangınlarda sadece 46 elektrikli veya hibrit aracın yer aldığını hatırlattı. Ancak bu verilerin kundaklama vakalarını kapsamadığına ve tüm olayları yansıtmadığına da dikkat çekti.

Batarya Yangınları ve Müdahale Farklılıkları

Saim Aşçı, elektrikli araçlarda meydana gelen her yangında bataryanın devreye girmediğinin altını çizdi. Ancak bataryanın yangına dahil olduğu durumlarda müdahale tekniklerinin önemli ölçüde farklılaştığını belirtti. Lityum iyon hücrelerde meydana gelen termal kaçak sürecinin komşu hücrelere yayılabildiğini, dış alevler söndürülse dahi batarya içinde devam eden reaksiyonun yeniden alevlenmeye yol açabileceğini açıkladı. Aşçı, ABD Ulusal Ulaşım Güvenliği Kurulu'nun (NTSB) incelemelerinin de hasarlı bataryalarda kalan enerjinin müdahale ekipleri için elektrik çarpması ve tekrar alevlenme riski taşıdığına işaret ettiğini aktardı.

Bu durum, elektrikli araç yangınlarına müdahalede sadece söndürmenin değil, aynı zamanda uzun süreli soğutma ve sonrasında sıcaklık takibinin de hayati önem taşıdığını gösteriyor. Aşçı, kullanılacak su miktarının bataryanın büyüklüğüne ve hasarın kapsamına göre değiştiğini, bu nedenle tüm elektrikli araç yangınları için standart bir müdahale süresi veya su miktarı belirlemenin doğru olmayacağını ifade etti.

Servislerde Yüksek Voltaj Uzmanlığı ve Türkiye İçin Veri Kaydı

Elektrikli araçların bakım ve onarım süreçlerinde yüksek voltajlı sistemlere yapılacak müdahalelerin özel bilgi ve ekipman gerektirdiğini belirten Aşçı, servislerde uzman personelin görev almasının kritik olduğunu vurguladı. İtfaiye ekiplerinin yanı sıra otomotiv sektörünün de bu teknolojik dönüşüme hazır olması gerektiğini dile getirdi.

Türkiye özelinde ise Saim Aşçı, elektrikli, hibrit ve içten yanmalı araç yangınlarının ayrı ayrı ve karşılaştırılabilir bir şekilde kayıt altına alınması çağrısında bulundu. Yangın olaylarında bataryanın rolünün de detaylı olarak kayda geçirilmesinin, daha sağlıklı değerlendirmeler yapılmasına olanak sağlayacağını söyledi. Aşçı, "Amacımız riski büyütmek ya da küçültmek değil; doğru veriler üzerinden hareket ederek gerekli hazırlığı yapmak olmalı" ifadeleriyle, konuya bilimsel ve gerçekçi bir yaklaşımla yaklaşılmasının önemini vurguladı.

Bu kapsamlı veri toplama ve analiz sistemi sayesinde, Türkiye'nin elektrikli araç yangın risklerini daha iyi anlayabileceği ve buna yönelik etkili önlemler geliştirebileceği belirtiliyor. Aynı zamanda, kamuoyunda oluşan yanlış algıların önüne geçilerek, elektrikli araç teknolojisinin güvenilirliğine dair doğru bilgilendirme yapılması hedefleniyor.