Özel kreş ve gündüz bakımevlerinin artan maliyetleri, birçok ailenin çocukları için nitelikli erken çocukluk eğitimi ve bakımına erişimini zorlaştırmaya devam ediyor. Bu durum, çocukların geleceği ve gelişimleri açısından önemli bir fırsat eşitsizliği yaratırken, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Sanem Akay Sert'ten konuya ilişkin dikkat çekici bir çağrı geldi. Dr. Sert, hiçbir çocuğun geleceğinin yalnızca ailesinin maddi imkanlarının sınırları içerisinde şekillenmemesi gerektiğini belirterek, erken çocukluk eğitiminde fırsat eşitliğinin sağlanmasının toplumsal bir sorumluluk olduğunu vurguladı.

Modern Yaşamda Çocuk Yetiştirme Zorlukları ve Erken Çocukluk Eğitimi

Ankara Etlik Şehir Hastanesi'nde görevli Dr. Sanem Akay Sert, erken çocukluk döneminin sadece bir 'bakım süreci' olarak algılanmaması gerektiğini, aksine bu dönemin çocukların bilişsel, sosyal ve duygusal gelişimleri için kritik bir evre olduğunu ifade etti. Sert, günümüz modern toplumunda çekirdek aile yapısının yaygınlaşması, anne ve babaların çalışma hayatına aktif katılımı ve geleneksel akraba-komşuluk desteklerinin azalmasıyla çocuk yetiştirme süreçlerinin daha karmaşık hale geldiğini dile getirdi. Eskiden 'bir çocuğu bir köy büyütür' anlayışının günümüzde geçerliliğini yitirdiğini belirten Dr. Sert, muayene odasında karşılaştığı dil gelişimi sorunları, akran ilişkilerindeki zorluklar ve yoğun ekran maruziyeti gibi problemlerin, çocukların yeterli sosyal ve gelişimsel desteği alamamasından kaynaklandığına dikkat çekti.

Ailelere çocuklarıyla kaliteli zaman geçirme, oyun oynama ve ekran kullanımını sınırlama gibi tavsiyelerde bulunulsa da, Dr. Sert bu olanaklara her ailenin aynı ölçüde ulaşamadığının altını çizdi. Özellikle özel kreş ve gündüz bakımevi ücretlerinin yüksekliği, birçok ailenin bütçesini aşarken, kamu ve yerel yönetimlerin sunduğu uygun maliyetli seçeneklerin ise özellikle küçük yaş grupları için yetersiz kaldığı belirtildi.

Nitelikli Eğitim Bir Ayrıcalık Değil, Hak Olmalı

Dr. Sanem Akay Sert, kreşlerin sadece çalışan ebeveynlerin çocuklarını emanet ettikleri yerler olmaktan öte, çocukların oyun, dil gelişimi, sosyal etkileşim ve fiziksel gelişimleri için önemli fırsatlar sunan nitelikli erken çocukluk ortamları olduğunu vurguladı. Çocukların doğdukları aileyi seçme şanslarının olmadığını hatırlatan Sert, toplumun onlara sunduğu fırsatları değiştirmenin ise mümkün olduğunu belirtti. Ekonomik olarak daha iyi durumda olan ailelerin çocuklarının erken yaşta eğitim, spor ve sanat gibi aktivitelere daha kolay erişebilmesinin, fırsat eşitsizliğini derinleştiren önemli bir faktör olduğuna işaret etti.

Bu soruna çözüm olarak Dr. Sert, erişilebilir kamu kreşlerinin ve gündüz bakımevlerinin sayısının artırılmasını, belediyelerin erken çocukluk merkezlerini yaygınlaştırmasını ve kamu kurumları, üniversiteler, işverenler ile sivil toplum kuruluşları arasında ortak modeller geliştirilmesini önerdi. Ayrıca, mahallelerde çocukların güvenli oyun alanlarına sahip olacağı ve ailelerin çocuk gelişimi konusunda destek alabileceği merkezlerin kurulması, gelir düzeyine göre desteklenen kreş modellerinin ve iş yerlerinde çocuk bakım olanaklarının yaygınlaştırılması da çözüm önerileri arasında yer aldı.

Çocukluğa Yapılan Yatırım, Toplumun Geleceğine Yapılan Yatırımdır

Kendisini bir eğitim politikacısı olarak değil, bir çocuk doktoru olarak tanımlayan Dr. Sanem Akay Sert, çocukların sağlıklı gelişiminin sadece bugünü değil, toplumun geleceğini de doğrudan etkilediğini vurguladı. Bugünün çocuklarının geleceğin öğretmenleri, doktorları, mühendisleri, sanatçıları ve yöneticileri olacağını belirten Sert, erken çocukluk dönemine yapılan her yatırımın uzun vadede tüm topluma yansıyacağını ifade etti. Bu konunun siyasi tartışmaların ötesinde, tüm toplumun ortak meselesi olarak ele alınması gerektiğini savunan Dr. Sert, "Çocukların sağlıklı gelişimi herhangi bir siyasi görüşün meselesi olmamalı. Hepimizin meselesi olmalı" mesajını verdi.

Dr. Sanem Akay Sert, konuşmasını "Belki geçmişte çocuklarımızı büyüten o kalabalık köyler artık yok. Ama bugün başka bir şey yapabiliriz: Çocuklarımız için o köyü yeniden kurabiliriz" sözleriyle tamamlayarak, "Hiçbir çocuğun geleceği yalnızca ailesinin maddi imkanlarının sınırları içerisinde şekillenmemeli" çağrısını yineledi. Bu çağrı, erken çocukluk eğitiminde fırsat eşitliğinin sağlanması ve her çocuğun potansiyelini gerçekleştirebileceği bir ortamda büyümesi için toplumsal bir bilinç ve eylem çağrısı niteliği taşıyor.