Ege Bölgesi'nin can damarı Gediz Nehri, yaz aylarında artan kirlilik baskısıyla karşı karşıya. İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğü ile Manisa Büyükşehir Belediyesi MASKİ Genel Müdürlüğü'nün ortaklaşa yürüttüğü bilimsel izleme çalışmasının 7. Dönem Raporu, nehirdeki çevresel durumu gözler önüne serdi. Rapora göre, Gediz Nehri ve kolları, özellikle yağışların azaldığı yaz döneminde ciddi bir kirlilik yükü taşıyor.

Gediz Nehri'nde Kirlilik Seyri: Yağışlar Azaldı, Kirlilik Yükseldi

Ocak 2026'da başlatılan ve Gediz Nehri'nin farklı kesimlerinden düzenli olarak alınan numunelerin laboratuvar analizleriyle yürütülen izleme çalışmaları, nehirdeki kirlilik dinamiklerini ortaya koydu. Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Kurucu, aylardır devam eden bu izlemede dikkat çekici bir değişim gözlemlediklerini belirtti. Prof. Dr. Kurucu, "Ocak, şubat ve mart aylarında yoğun yağışlar aldık ve bu dönemde kirliliğin önemli ölçüde düştüğünü gördük. Ancak yaz mevsiminin gelmesi ve yağışların azalmasıyla birlikte, haziran ayından itibaren kirlilik yükü yeniden yükselişe geçti, hatta ani pikler gösterdi" ifadelerini kullandı. Bu durum, Gediz Nehri'nde kirlilik baskısının mevsimsel faktörlerle doğrudan ilişkili olduğunu gösteriyor.

Raporda belirtilen kirlilik parametreleri, nehirdeki kirliliğin hem sanayi hem tarım hem de evsel atıklardan kaynaklandığını işaret ediyor. Ağır metaller ve organik kirleticiler, Gediz Nehri'nin su kalitesini olumsuz etkileyen başlıca unsurlar olarak öne çıkıyor. İzmir sınırları içinde Gediz ana kolu, Ağıl Deresi ve Nif Çayı'nda 23, Manisa sınırlarında ise Gediz ana yatağı ve yan derelerinde 36 örnekleme noktasında yapılan analizler, nehrin genelindeki kirlilik tablosunu detaylı bir şekilde gözler önüne seriyor.

Körfez ve Yeraltı Suları İçin Alarm Zilleri Çalıyor

Gediz Nehri'nin yaklaşık 401 kilometrelik yolculuğu boyunca Kütahya, Uşak, Manisa ve İzmir'den geçerek Ege Denizi'ne ulaştığına dikkat çekilen raporda, nehirdeki kirliliğin sadece nehrin kendi ekosistemini değil, aynı zamanda sulanan tarım alanlarını, Ege Denizi'ni ve dolayısıyla İzmir Körfezi'ni de tehdit ettiği vurgulandı. Prof. Dr. Kurucu, yapılan izlemenin iki önemli amacının olduğunu belirterek, "Birincisi Gediz Nehri boyunca kendi ekosisteminin durumunu görmekti ve durum kötü. İkincisi Gediz Nehri'nin Körfez'e getirdiği kirlilik yükünü görmekti; bu durum da çok kötü. Körfezin kirlenmemesi mümkün değil" diyerek durumun ciddiyetini ortaya koydu.

İçme Suyu Kaynakları Tehlikede: Yeraltı Suyu Uyarısı

Kirliliğin yalnızca yüzey sularıyla sınırlı kalmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Kurucu, Gediz Nehri'nin yeraltı sularıyla olan kritik ilişkisine de değindi. Nehir ve derelerde akışın yavaşladığı veya durgunlaştığı dönemlerde, kirli yüzey sularının kumlu-çakıllı dere yataklarından yeraltına sızma hızının arttığını ifade eden Kurucu, "Bu kirlilik yükü, temel içme suyu kaynaklarımız olan yeraltı sularını da etkileyebiliyor. Yeraltı sularına kirlilik bulaşırsa, içme suyumuz çok riskli hale gelir. Bu yüzden kritik eşikteyiz ve yüzey suları kadar yeraltı sularını da mutlaka korumamız gerekiyor" şeklinde konuştu. Bu uyarı, bölgedeki içme suyu güvenliği açısından büyük önem taşıyor.

Kirlilik Kaynakları ve Çözüm Önerileri

Rapordaki dikkat çekici kirlilik parametrelerine göre, su içinde bulunan bakır, brom, kobalt, bor gibi bazı maddelerin değerleri normalin 100-200 kat üzerinde ölçüldü. Prof. Dr. Kurucu, bu denli yüksek değerlerin kirliliğin doğal olmadığını ve insan kaynaklı olduğunu gösterdiğini vurguladı. "Bu maddelerin nereden geldiğini, kirletici kaynakları bulmak gerekiyor. Bu sadece bir belediyenin işi değil. Nehirler bakanlığın yetkisi altında, dolayısıyla onlarla beraber çalışmayı çok isteriz" diyerek, çözüm için çok paydaşlı bir yaklaşımın gerekliliğini dile getirdi.

  • Gediz Nehri ve yan dereleri üzerindeki kirletici kaynakların belirlenmesi.
  • Denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi ve koordinasyonun sağlanması.
  • İzleme sonuçlarının ilgili kamu kurumlarıyla paylaşılması ve ortak eylem planlarının oluşturulması.

İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin Körfez'de yürüttüğü dip tarama çalışmaları ile Çiğli Atıksu Arıtma Tesisi'ndeki kapasite artışının körfezdeki iyileşmeye katkı sağladığını belirten Kurucu, mücadelenin Gediz ve diğer kirlilik kaynaklarıyla birlikte ele alınması gerektiğini söyledi. "Ağıl Deresi'ndeki kirlilik körfez sağlığı için önemli bir tehdit. Kirletici kaynakları belirlemek teknik olarak çok basit ancak denetleme işi tek başına belediyenin yetkisinde değil. Biz bu sonuçları diğer kamu kurumlarıyla paylaşmaya hazırız" diyerek, gelecek nesillere temiz su bırakma sorumluluğuna dikkat çekti.

İZSU ve MASKİ'nin ortak izleme çalışmaları önümüzdeki aylarda da devam edecek. Elde edilen verilerin yıllık raporda bir araya getirilmesiyle, Gediz'in güzergâhı boyunca kirliliğin nerelerde ve hangi dönemlerde arttığının bütüncül olarak ortaya konulması hedefleniyor.