Fındığın Sorunu Sadece Fiyat Değil

Giresun’da her hasat döneminde aynı konuyu konuşuyoruz: Fındık fiyatı ne olacak?

Elbette fiyat önemlidir. Üreticinin emeğinin karşılığını alması, artan işçilik ve girdi maliyetleri karşısında korunması gerekir. Ancak fındığın geleceğini yalnızca fiyat üzerinden tartışmak, asıl sorunları görmezden gelmemize neden oluyor.

Artık şu soruları da açıkça sormalıyız: Giresun’da kaç kişi gerçekten çiftçilik yapıyor? Kaç kişi yalnızca bahçesini hasat zamanı hatırlıyor? Arazilerimiz neden sürekli küçülüyor? Verim neden düşüyor? Toprak analizi yapılmadan kullanılan gübreler bahçelerimize ne kazandırıyor, ne kaybettiriyor?

Giresun’un yüzde kaçı üretici?

Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, 2025 Genel Tarım Sayımı kapsamında il genelinde 96 bin 516 üreticiyle yüz yüze görüşme yapılacağını açıkladı. Giresun’un 2025 yılı nüfusu ise 455 bin 74 kişi olarak kayıtlara geçti.

Bu iki sayı doğrudan karşılaştırıldığında, üretici sayısı il nüfusunun yaklaşık yüzde 21,2’sine karşılık geliyor. Ancak bu oranı “Giresun halkının yüzde 21,2’si fındık üreticisidir” şeklinde yorumlamak doğru olmaz. Çünkü 96 bin 516 kişinin içinde hayvancılık, çay, arıcılık, sebzecilik ve diğer tarımsal faaliyetlerle uğraşan üreticiler de bulunuyor.

Tarım ve Orman Bakanlığının 2020 yılında yaptığı açıklamaya göre ise Giresun’daki 116 bin çiftçinin yaklaşık 85 bini fındık üretimi yapıyordu. Buna göre kayıtlı çiftçiler içerisindeki fındık üreticilerinin oranı yaklaşık yüzde 73’tü.

Bu rakamlar bize açıkça gösteriyor ki fındık, Giresun’da yalnızca bir tarım ürünü değildir. Fındık, on binlerce ailenin toprağı, geçmişi, ek geliri veya doğrudan geçim kaynağıdır.

“Çerezci üretici” oranı bilinmiyor

Kamuoyunda sıkça kullanılan “çerezci üretici” ifadesinin resmî ve bilimsel bir karşılığı bulunmuyor.

Çiftçi Kayıt Sistemi’nde üreticiler; “geçimini tamamen fındıktan sağlayan”, “fındığı ek gelir olarak gören” veya “çerezci” şeklinde sınıflandırılmıyor. Bu nedenle Giresun’daki fındık üreticilerinin yüzde kaçının çerezci olduğunu gösteren güvenilir bir resmî veri yoktur.

Halk arasında bu ifade genellikle küçük bir bahçesi bulunan, başka bir şehirde yaşayan, asıl gelirini başka bir işten sağlayan ve köyüne yalnızca hasat döneminde gelen kişiler için kullanılıyor. Ancak küçük arazi sahibi olmak tek başına bir insanı çerezci yapmaz.

Beş dönüm bahçesini yıl boyunca bakımlı tutan, budamasını ve gübrelemesini zamanında yapan, dekardan yüksek verim alan kişi gerçek üreticidir. Buna karşılık 40-50 dönüm bahçesi olduğu hâlde bahçesine yalnızca fındık toplama zamanı gelen kişiye de profesyonel çiftçi demek zordur.

Ölçü yalnızca tapudaki dönüm miktarı değil; üretime verilen emek, uygulanan tarım yöntemi ve elde edilen verim olmalıdır.

Bahçelerin yüzde 83’ü 30 dekarın altında

Giresun’da 356 fındık işletmesi üzerinde yapılan ve 2023 yılında Akademik Ziraat Dergisi’nde yayımlanan araştırma, arazilerin ne kadar küçük olduğunu ortaya koyuyor.

Araştırmaya göre fındık bahçelerinin:

Yüzde 7,6’sı 5 dekardan küçük,

Yüzde 75,6’sı 6-30 dekar arasında,

Yalnızca yüzde 16,9’u 30 dekardan büyüktür.

Buna göre araştırmaya dâhil edilen bahçelerin yaklaşık yüzde 83,2’si 30 dekarın altındadır.

Fakat burada bir kez daha altını çizmek gerekir: Otuz dekarın altında bahçesi bulunan herkesi çerezci olarak tanımlayamayız. Bu veriler bize “çerezci oranını” değil, Giresun’daki fındık işletmelerinin büyük bölümünün küçük ölçekli olduğunu gösteriyor.

Miras büyüyor, fındık arazileri küçülüyor

Giresun fındığının en önemli yapısal sorunlarından biri, arazilerin miras yoluyla sürekli bölünmesidir.

Bir zamanlar tek aile tarafından işletilen 30 dönümlük bir bahçe, çocuklar ve torunlar arasında bölündükçe ekonomik bütünlüğünü kaybediyor. Bir üreticinin payına bazen birkaç dönümlük, hatta farklı bölgelerde bulunan küçük parçalar düşüyor.

Sorun yalnızca arazilerin küçülmesi değildir. Aynı kişiye ait bahçelerin birbirinden uzak mevkilerde bulunması; ulaşım, gübreleme, budama, ilaçlama, işçilik ve hasat maliyetlerini artırıyor.

Küçük ve dağınık parsellerde makine kullanımı zorlaşıyor. Üretim insan gücüne bağımlı hâle geliyor. Sonuç olarak maliyet yükseliyor, verim düşüyor ve üretici bahçesinden uzaklaşıyor.

Miras yoluyla bölünmenin önüne geçilmediği veya ortak üretim modeli kurulmadığı sürece, Giresun’daki fındık işletmeleri her kuşakta biraz daha küçülecektir.

Her araziye fındık dikilmez

Geçmişte boş kalan, başka ürünler için kullanılmayan veya ekonomik değerini kaybeden birçok araziye fındık dikildi. Ancak her eğimli arazi, her toprak yapısı ve her rakım ekonomik fındık üretimine uygun değildir.

Bahçe kurulmadan önce toprağın derinliği, su tutma kapasitesi, organik madde miktarı, eğimi, rakımı ve iklim şartları değerlendirilmelidir.

“Fındık burada yetişiyor” demekle “Bu arazide kaliteli ve ekonomik fındık yetiştirilebilir” demek aynı şey değildir.

Uygun olmayan topraklara dikilen fidanlardan yıllarca düşük ürün alınabilir. Üretici, verimsizliğin nedenini fındık çeşidinde veya hava şartlarında ararken asıl sorun toprağın yapısı olabilir.

Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü verilerine göre ildeki tarım arazilerinin yüzde 78’inde fındık yetiştiriliyor. Bu oran, fındığın Giresun açısından önemini gösterdiği kadar tarımın tek ürüne ne kadar bağımlı hâle geldiğini de ortaya koyuyor.

Toprak analizi yapılmadan tarım olmaz

Giresun’da birçok üretici hâlâ komşusunun kullandığı gübreyi kullanıyor. Gübre miktarı çoğu zaman toprağın ihtiyacına göre değil, alışkanlıklara göre belirleniyor.

Oysa her bahçenin ihtiyacı aynı değildir.

Toprağın asitlik derecesi, organik madde oranı, kireç ihtiyacı ile azot, fosfor ve potasyum değerleri ölçülmeden yapılan gübreleme hem üreticiye hem de toprağa zarar verebilir.

Eksik gübre verimi düşürürken fazla ve yanlış gübre kullanımı maliyeti artırabilir, toprağın dengesini bozabilir ve bitkinin diğer besin elementlerinden yararlanmasını engelleyebilir.

Giresun’da yapılan akademik araştırma, üreticilerin eğitim durumu ve yetiştiricilik süresiyle gübreleme yöntemleri arasında anlamlı bir ilişki bulunduğunu gösteriyor. Bu sonuç, tarımsal eğitimin doğrudan üretim yöntemlerini etkilediğini ortaya koyuyor.

Her köyde belirli aralıklarla toprak ve yaprak analizleri yapılmalı, sonuçlar ziraat mühendisleri tarafından değerlendirilmelidir. Üreticiye yalnızca “şu gübreyi kullan” denilmemeli; hangi gübrenin, ne zaman, ne kadar ve neden kullanılacağı anlatılmalıdır.

Küçük işletme üreticiyi geçindirmiyor

Altı fındık ilinde 380 üreticiyle yapılan ve 2024 yılında yayımlanan bir araştırmada, küçük ölçekli işletmelerin tamamının fındıktan elde ettiği gelirin belirlenen asgari gelir düzeyinin altında kaldığı tespit edildi.

Aynı araştırmada orta ölçekli işletmelerin yüzde 89’unun, büyük işletmelerin ise yüzde 84,2’sinin fındıktan asgari gelir düzeyinin altında gelir elde ettiği belirlendi.

Giresun’da yapılan başka bir ekonomik analizde ise tarımsal gelirin toplam aile gelirinin yaklaşık dörtte birini oluşturduğu görüldü.

Bu veriler, fındık bahçesi sahibi olmakla geçimini fındıktan sağlayan çiftçi olmak arasındaki farkı açık biçimde gösteriyor.

Üreticiyi değerlendirirken yalnızca kaç dönüm bahçesi bulunduğuna bakamayız. Yıllık gelirinin ne kadarını fındıktan kazandığını, bahçesine ne kadar emek verdiğini, hangi üretim yöntemlerini uyguladığını ve dekardan ne kadar ürün aldığını da bilmemiz gerekir.

Çözüm, köy ölçeğinde ortak üretimdir

Mirasla bölünmüş tapuları yeniden birleştirmek her zaman mümkün olmayabilir. Ancak tapular ayrı kalsa bile üretimi birleştirmek mümkündür.

Her köyde kooperatif veya üretici şirketleri kurulmalıdır. Küçük bahçeler ortak bir üretim planı içerisinde yönetilmelidir.

Bu modelle:

Toprak ve yaprak analizleri toplu yaptırılabilir.

Gübre ve diğer tarımsal girdiler daha uygun fiyatla alınabilir.

Köy adına ziraat mühendisi istihdam edilebilir.

Profesyonel budama ve bakım ekipleri kurulabilir.

Hasat filesi ve tarım makineleri ortak kullanılabilir.

Ürünler kalite ve randımana göre sınıflandırılabilir.

Fındık emanete bırakılmadan depolanabilir.

Üretici yalnızca üretimde değil, pazarlamada da söz sahibi olabilir.

Böylece tapular ayrı olsa bile küçük parseller, büyük ve profesyonel bir tarım işletmesinin parçaları gibi yönetilebilir.

Gerçek üreticiyi yeniden tanımlamalıyız

Fındıkta “çerezci” tartışmasına takılıp kalmak yerine gerçek üreticinin kim olduğunu yeniden tanımlamalıyız.

Gerçek üretici; yalnızca adına tapu veya ÇKS kaydı bulunan kişi değildir.

Gerçek üretici; bahçesini zamanında budayan, toprağını analiz ettiren, doğru gübreleme yapan, hastalık ve zararlılarla bilinçli mücadele eden, ürününün kalitesini koruyan ve pazarlama sürecinde söz sahibi olmak isteyen kişidir.

Giresun fındığının temel sorunu, üretici sayısının fazla olması değildir. Temel sorun; küçük ve parçalı arazilerin ortak bir üretim modeliyle yönetilememesi, tarımsal danışmanlığın yeterince yaygınlaştırılamaması ve üreticinin yalnızca ham madde satan kişi olarak kalmasıdır.

Fındık fiyatı elbette konuşulmalıdır. Ancak verimi yükseltmeden, arazi parçalanmasının etkilerini azaltmadan, bilimsel üretimi yaygınlaştırmadan ve üreticiyi pazarlamanın içine sokmadan yalnızca fiyat konuşmak, hastalığın kendisini değil ateşini tartışmaktır.

Fındıkta kurtuluş, daha fazla araziye fidan dikmekte değil; elimizdeki bahçeleri bilimsel, verimli ve ortak akılla yönetmektedir.

Kaynaklar

Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü – 2025 Genel Tarım Sayımı duyurusu⁠

Tarım ve Orman Bakanlığı – Giresun’daki çiftçi ve fındık üreticisi verileri⁠

Akademik Ziraat Dergisi – Fındıkta Kültürel Uygulamalar: Giresun Örneği⁠

Türkiye Tarımsal Araştırmalar Dergisi – Fındık Üretiminin Kârlılığı ve İşletmelerin Asgari Gelir Düzeyleri⁠

Gaziosmanpaşa Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dergisi – Fındık Yetiştiren İşletmelerin Ekonomik Analizi: Giresun İli Örneği⁠

Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü – Fındıkta Budama ve Tarım Arazileri Verileri⁠