Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu tarafından Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu'nun yanıtlaması istemiyle verilen yazılı soru önergesi, hemşire başına düşen hasta sayısı sorununu yeniden gündeme taşıdı. Sağlık Hizmetleri Sendikası (SAHİM-SEN) Genel Başkanı Özlem Akarken, bu önemli konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, hastanelerdeki yoğun iş yükünün sağlık çalışanlarının çalışma koşullarını ve sunulan hizmetin niteliğini doğrudan etkilediğini belirtti. Akarken, hemşire sayısının, sağlık hizmeti ihtiyacına göre gerçekçi bir şekilde planlanmasının hayati önem taşıdığını vurguladı.

Artan Hasta Yükü ve Çalışma Koşulları

Akarken, hastanelerde hemşirelerin sorumlu olduğu hasta sayısının birimden birime ve personel durumuna göre değişiklik gösterdiğini ifade etti. Personel yetersizliğinin, mevcut sağlık çalışanlarının daha fazla hastaya bakmak zorunda kalmasına neden olduğunu dile getiren SAHİM-SEN Genel Başkanı, bu durumun iş yükünü doğrudan artırdığını ve çalışma koşullarını son derece zorlaştırdığını söyledi. Akarken, "Hastanelerin personel ihtiyacı belirlenirken sadece mevcut kadrolar değil, hasta yoğunluğu ve görev yapılan birimin özellikleri de dikkate alınmalıdır" diyerek, bu konuda bütüncül bir yaklaşım gerektiğini belirtti.

Özlem Akarken, hemşire ihtiyacının yalnızca mevcut kadrolara bakılarak değil, hastanelerin ve ilgili birimlerin gerçek hizmet yükü üzerinden değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi. Hemşire başına düşen hasta sayısına ilişkin güncel verilerin düzenli olarak takip edilmesi ve personel planlamasının bu veriler ışığında yapılması, sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliği açısından kritik bir role sahip olduğunu vurguladı.

Farklı Çalışma Düzenleri ve Personel Eksikliği

Sağlık çalışanlarının iş yükünü artıran önemli faktörlerden bir diğeri de hastaneler arasındaki farklı çalışma düzenleri olarak belirtildi. Edinilen bilgilere göre, bazı hastanelerde acil, yoğun bakım ve palyatif bakım hizmetleri 24 saatlik çizelgelerle yürütülürken, diğerlerinde 8 saatlik çalışma ve nöbet sistemi uygulanıyor. Bu farklı uygulamaların, çalışanlar üzerinde hem bedensel hem de ruhsal anlamda ciddi yıpranmalara yol açtığı ifade edildi.

  • Laboratuvar ve radyoloji birimlerinde yaşanan personel eksikliği de iş yükünü artıran önemli bir sorun olarak öne çıkıyor.
  • Özellikle bazı ilçe hastanelerinde laboratuvar hizmetlerinin yetersiz sayıda biyolog ve teknikerle yürütülmeye çalışılması, hizmet kalitesini düşürme riski taşıyor.

Hasta Güvenliği ve Tıbbi Hata Riski

Kocaeli Milletvekili Gergerlioğlu'nun yazılı soru önergesinde, servis, yoğun bakım ve acil servislerde hemşire başına düşen ortalama hasta sayılarının ayrı ayrı açıklanması talep edildi. Ayrıca, hemşire yetersizliğinin hasta güvenliği, tıbbi hata riski, fazla mesai ve çalışanların tükenmişliği üzerindeki etkilerinin Sağlık Bakanlığı tarafından izlenip izlenmediği de merak konusu oldu.

SAHİM-SEN Genel Başkanı Akarken, bu konuda yaptığı açıklamada, "Sağlık hizmetlerinde hasta güvenliği ile çalışanların çalışma koşullarını birbirinden ayrı değerlendirmek mümkün değildir. Yoğun iş yükü altında çalışan hemşirelerin görevlerini sağlıklı koşullarda sürdürebilmesi için yeterli insan kaynağının sağlanması şarttır" ifadelerini kullandı. Akarken, mevcut durumun somut verilerle ortaya konulması ve ihtiyaç duyulan personelin belirlenmesinin büyük önem taşıdığını belirtti.

Önergede ayrıca, hemşirelerin sorumlu olduğu hasta sayısına ilişkin bağlayıcı bir üst sınır olup olmadığı ve bu konuda yeni bir düzenleme hazırlanıp hazırlanmadığı da soruldu. Kamu hastanelerinde ihtiyaç duyulan ilave hemşire sayısının belirlenip belirlenmediği ve bu yönde atılacak adımların açıklanması bekleniyor. Bu tartışmalar, Türkiye'deki sağlık sisteminin sürdürülebilirliği ve kalitesi açısından kritik bir döneme işaret ediyor.