İsrail ordusunun Beyrut'ta düzenlediği hava saldırılarının ardından bölgede yaşanan yıkımın boyutları ortaya çıktı. Saldırıda çok sayıda sivil yerleşim alanının hedef alındığı ve büyük çaplı hasar oluştuğu görüntülerle belgelendi.

Yıkımın boyutları

Beyrut'un Dahiye bölgesinde gerçekleşen saldırıda, çok sayıda bina tamamen yıkılırken, geniş bir alanda ağır hasar oluştu. Bölgedeki altyapı sistemleri de saldırıdan etkilenirken, elektrik ve su hatlarında kesintiler yaşandığı bildirildi.

Sürecin arka planı

İsrail ile Lübnan arasındaki gerilim, 2 Mart 2026'da başlayan 2026 Lübnan Savaşı ile yeni bir boyut kazandı. İran'ın dini lideri Ali Hamaney'in öldürülmesine misilleme olarak Hizbullah'ın İsrail'e füze saldırıları düzenlemesiyle başlayan çatışmalar, ABD'nin de dahil olduğu bölgesel bir krize dönüştü. Kasım 2024 ile Mart 2026 arasında iki taraf arasında çok sayıda ateşkes ihlali yaşanırken, İsrail'in ateşkesten bir yıl sonra bile Lübnan'a neredeyse her gün saldırılar düzenlemeye devam ettiği kaydedildi. Bu durum, İsrail ile Hizbullah arasındaki onlarca yıllık düşmanlığın son halkasını oluşturuyor.

Sivil kayıplar ve insani durum

İsrail'in Lübnan genelinde sivil yerleşimleri ve insani yardım görevlilerini hedef alan saldırılarında can kaybı 687'ye yükselirken, Beyrut merkezinden Bekaa Vadisi'ne uzanan katliam dalgasının genişlediği aktarıldı. Eğitim kurumlarını ve sivil akademik kadroyu hedef alan saldırılar nedeniyle Lübnan Üniversitesi Fen Fakültesi Dekanı Dr. Hüseyin Bezzi ile Prof. Dr. Murteza Sirur'un da yaşamını yitirdiği bilgisi paylaşıldı.

Uluslararası hukuk boyutu

Uluslararası hukuk uzmanları, İsrail'in Beyrut'a yönelik saldırılarının uluslararası hukuku ihlal ettiğini belirterek bunun "savaş suçu" olduğunu açıkladı. 100'den fazla uluslararası hukuk uzmanının imzaladığı bildiride, sivil yerleşimlerin ve insani yardım görevlilerinin hedef alınmasının Cenevre Sözleşmeleri'ni ihlal ettiği vurgulandı.

Editör Yorumu

İsrail'in Beyrut'a yönelik saldırıları, bölgedeki insani krizi derinleştirirken uluslararası hukuk ihlallerini de beraberinde getiriyor. Sivil hedeflerin sistematik olarak vurulması, bölgesel istikrarı tehdit eden ciddi bir güvenlik sorunu oluşturuyor. Uluslararası toplumun acil müdahalesi ve bağımsız soruşturma mekanizmalarının devreye girmesi gerekiyor.