Bursa kamuoyunda uzun süredir tartışmalara neden olan Kayapa-Kuruçeşme mevkii arasına yapılması planlanan katı atık entegre tesisi projesi, Nilüfer Kent Konseyi'nin açıklamalarıyla yeniden gündeme oturdu. Konsey, TMMOB Çevre Mühendisleri Odası'nın (ÇMO) hazırladığı 53 sayfalık teknik raporu kamuoyuyla paylaşarak, projenin kenti tehdit eden çok ciddi riskler taşıdığını bilimsel verilerle ortaya koydu. Bu önemli rapor, özellikle aktif fay hattı üzerinde yer alması ve içme suyu havzasına yakınlığı gibi kritik noktalara dikkat çekiyor.
Katı Atık Tesisi Projesinde Bilimsel Gerçekler Göz Ardı Ediliyor
Nilüfer Kent Konseyi binasında düzenlenen basın toplantısına Konsey Başkanı Mustafa Berkay Aydın, Yürütme Kurulu Üyeleri Dr. Öğr. Üyesi Okan Aydın ve Jeoloji Yüksek Mühendisi Murat Yaşar katıldı. Toplantıda, ÇMO raporunun öne çıkan bulguları detaylı bir şekilde aktarıldı. Konuşmacılar, projenin aceleye getirilmemesi ve Bursa'nın geleceğinin tehlikeye atılmaması gerektiğini vurguladı. Özellikle ÇED sürecinin sonuna yaklaşılırken, somut bir uygulama projesinin dahi olmaması eleştirildi.
Konsey Başkanı Mustafa Berkay Aydın, sürecin başından itibaren dile getirilen itirazların ÇMO raporuyla bilimsel bir zemine oturduğunu belirtti. Aydın, "Bursa'nın gelecek on yıllarını ilgilendiren böylesine büyük bir yatırımda çok ciddi eksiklikler var. ÇED süresinin bitmesine sayılı günler kalmışken ortada tartışabileceğimiz somut bir uygulama projesi dahi yok. On yıl öncesinin teknolojisi ve verileriyle bugünün Bursa'sına bir şey dayatılmak isteniyor" ifadelerini kullandı. Aydın ayrıca, "Çevre Mühendisleri Odası'nın hazırladığı bu rapor, tarihe düşülmüş çok kıymetli bir şerhtir. Biz bu işin yangından mal kaçırır gibi değil; şeffaf, demokratik, katılımcı ve kentin tüm dinamikleriyle birlikte uzun vadeli bir projeksiyonla ele alınmasını istiyoruz" diyerek şeffaf bir süreç talebini yineledi.
ÇED Süresi Doluyor Diye Bilimsel Gerçekler Yok Sayılamaz
Nilüfer Kent Konseyi Yürütme Kurulu Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Okan Aydın ise, haziran ayından bu yana yürüttükleri mücadelenin bilimsel gerçeklerle birebir örtüştüğünü vurguladı. ÇMO'nun 53 sayfalık raporundaki verileri aktaran Aydın, projenin mevcut haliyle kabul edilemez olduğunu belirtti. Raporda öne çıkan bazı önemli bulgular ise şöyle sıralandı:
- Aktif Fay Hattı Üzerinde Konumlanma: Tesisin planlandığı alanın, diri fay hattı üzerinde yer alması, olası bir depremde ciddi çevresel felaket riskini beraberinde getiriyor. Bu durum, halk sağlığı ve çevre güvenliği açısından büyük bir tehdit oluşturuyor.
- İçme Suyu Havzasına Yakınlık: Proje alanının, Bursa'nın önemli içme suyu kaynaklarından birine yakınlığı, su kirliliği riskini artırıyor. Atık sızıntıları veya kaza durumlarında içme suyu kaynaklarının kirlenmesi, tüm şehir için hayati bir tehlike arz ediyor.
- Eksik ve Güncel Olmayan Veriler: Raporda, projenin mevcut verilerinin on yıl öncesine ait olduğu ve günümüz Bursa'sının ihtiyaçları ile örtüşmediği belirtiliyor. Teknolojik gelişmeler ve çevresel standartlar göz önüne alındığında, bu durum projenin bilimsellikten uzak olduğunu gösteriyor.
- Şeffaflık ve Katılımcılık Eksikliği: ÇED sürecinin aceleyle yürütülmesi ve kamuoyunun yeterince bilgilendirilmemesi, demokratik katılımın önündeki engeller olarak öne çıkıyor. Kentin geleceğini etkileyecek böylesi büyük bir projede, tüm paydaşların görüşlerinin alınması gerektiği vurgulanıyor.
Jeoloji Yüksek Mühendisi Murat Yaşar da, projenin jeolojik açıdan taşıdığı riskleri detaylandırdı. Özellikle zeminin yapısı ve fay hattına olan mesafenin, tesisin uzun vadeli güvenliği açısından büyük endişeler taşıdığını ifade etti. Yaşar, "Deprem kuşağında yer alan bir bölgede, böylesine kritik bir tesisin aktif fay hattı üzerine inşa edilmesi kabul edilemez. Olası bir depremde yaşanacak felaketin boyutları tahmin edilemez" dedi.
Nilüfer Kent Konseyi, bu raporun ışığında, projenin yeniden değerlendirilmesini ve bilimsel gerçeklere uygun bir şekilde ele alınmasını talep ediyor. Konsey, Bursa halkının sağlığı ve çevrenin korunması adına mücadelelerini sürdüreceklerini ve ilgili tüm kurumları bu konuda sorumluluk almaya davet ettiklerini belirtti. Şeffaf, katılımcı ve bilimsel temellere dayanan bir çözüm bulunana kadar projenin askıya alınması gerektiği vurgulandı.










