Edirne'nin Keşan ilçesinde faaliyet gösteren Ticaret ve Sanayi Odası (TSO), Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı'nın (TPAO) Trakya bölgesindeki petrol ve doğal gaz arama-üretim faaliyetleri için alınan acele kamulaştırma kararına itiraz etti. Keşan TSO Yönetim Kurulu Üyesi ve Tarım Grubu Sözcüsü Mustafa Anbarcı, yaptığı yazılı açıklama ile kararın bölgedeki tarım alanları, su kaynakları ve üretim planlaması açısından ciddi endişeler taşıdığını dile getirdi. Anbarcı, kararın yeniden ele alınarak, sürecin şeffaf ve katılımcı bir yaklaşımla yürütülmesi çağrısında bulundu.
TPAO'nun Acele Kamulaştırma Kararı: Kapsam ve Belirsizlikler
5 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile TPAO'ya verilen acele kamulaştırma yetkisi, sondaj lokasyonları, yollar, boru hatları, enerji nakil hatları, üretim kampları, idari kampüsler ve depolama tesisleri için gerekli taşınmazları kapsıyor. Mustafa Anbarcı, yerli enerji kaynaklarının önemini kabul ettiklerini ancak bu sürecin 'oldubittiye getirilmesine' karşı çıktıklarını net bir dille ifade etti. Anbarcı, TPAO'nun Trakya projesi için alınan bu karardaki en büyük sorunlardan birinin, kamulaştırılacak alanların köy ve parsel bazında net bir listesinin bulunmaması olduğunu belirtti. Sadece genel bir harita üzerinden yapılan bu açıklamanın, çiftçileri hangi arazilerinin etkileneceği konusunda belirsizlik içinde bıraktığını vurguladı. Bu durumun, hem yeni sezon planlaması yapan üreticileri hem de bölgeye yatırım yapmayı düşünen sanayicileri olumsuz etkilediğini sözlerine ekledi.
Trakya'nın Türkiye'nin buğday, ayçiçeği ve çeltik üretimindeki kilit rolüne dikkat çeken Anbarcı, projenin sadece kuyu açılacak alanlarla sınırlı kalmayacağını, aynı zamanda yeni yollar, boru hatları ve tesislerle birlikte geniş tarım arazileri, meralar ve ormanlık alanların da etkilenebileceği uyarısında bulundu. Ağır iş makinelerinin toprak yapısını bozma, üst toprağın sıyrılması nedeniyle verim kaybı yaşanması gibi potansiyel çevresel zararların göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade etti.
Hidrolik Çatlatma Yöntemi ve Çevresel Riskler
Keşan TSO Sözcüsü Anbarcı, TPAO'nun projesinde kullanılacak yöntemler arasında hidrolik çatlatmanın olup olmadığının henüz netleşmediğini belirtti. Bu durumun ciddi endişelere yol açtığını vurgulayan Anbarcı, hidrolik çatlatma yönteminin su kullanımı, kimyasal madde kullanımı ve atık yönetimi açısından önemli çevresel riskler taşıdığını hatırlattı. Özellikle deprem kuşağında yer alan Trakya bölgesinde, yer altına yüksek basınçla sıvı verilmesinin olası etkilerinin detaylı bir şekilde incelenmesi gerektiğini savundu. Bu tür bir projenin, bölgenin jeolojik yapısı üzerindeki potansiyel etkilerinin kapsamlı bir bilimsel değerlendirmeye tabi tutulmasının elzem olduğunu dile getirdi.
Keşan TSO olarak TPAO'ya resmi bir başvuru yaptıklarını açıklayan Anbarcı, projeden etkilenecek köy ve parseller, açılacak kuyu sayısı, kullanılacak yöntemler, su yönetimi ve atık bertarafı gibi konularda ayrıntılı bilgi talep ettiklerini bildirdi. Anbarcı, sürecin şeffaf bir şekilde ilerlemesi için aşağıdaki adımların atılması gerektiğini vurguladı:
- Acele kamulaştırma kararının yeniden değerlendirilmesi.
- Toprak sahipleriyle uzlaşmanın önceliklendirilmesi ve adil bir kamulaştırma sürecinin işletilmesi.
- Kuyu, yol, boru hattı ve depolama alanlarını bütüncül olarak ele alan kapsamlı bir Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporu hazırlanması.
- Hidrolik çatlatma, su kullanımı ve atık yönetimi konularında kamuoyunun detaylı olarak bilgilendirilmesi.
- Etkilenecek alanların köy ve parsel bazında net bir şekilde ilan edilmesi.
- Muhtarlar, ziraat odaları, ticaret odaları, belediyeler ve üniversiteler gibi ilgili paydaşların görüşlerinin alınarak sürece dahil edilmesi.
Mustafa Anbarcı, Keşan TSO'nun bu önemli projenin çevresel, sosyal ve ekonomik etkilerini yakından takip edeceğini ve bölge halkının haklarını korumak adına tüm platformlarda mücadele edeceğini sözlerine ekledi. Bu projenin bölgenin geleceği üzerindeki etkilerinin kapsamlı bir şekilde değerlendirilmesi ve tüm paydaşların katılımıyla şeffaf bir süreç yürütülmesi gerektiği bir kez daha vurgulandı.










