Yaz aylarının gelmesiyle birlikte doğada geçirilen zaman artarken, beraberinde bazı sağlık risklerini de getiriyor. Bu risklerin başında, özellikle kırsal ve hayvancılıkla iç içe olan bölgelerde görülen kene kaynaklı hastalıklar yer alıyor. Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatma Bozkurt, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığına karşı vatandaşları uyardı. Prof. Dr. Bozkurt, kene tutunması durumunda ilk üç günün hayati önem taşıdığını vurgulayarak, erken müdahalenin hastalığın seyrini değiştirebileceğine dikkat çekti.
Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Nedir ve Nasıl Bulaşır?
Prof. Dr. Fatma Bozkurt'un açıklamalarına göre, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi, Nairovirüs grubuna ait bir virüsün neden olduğu, yüksek ateş ve kanama bulgularıyla seyreden ciddi bir enfeksiyon hastalığıdır. İlk olarak 1944 yılında Kırım'da tespit edilen hastalık, daha sonra Kongo'da da görülmesi üzerine bu iki bölgenin adıyla anılmaya başlanmıştır. Günümüzde Asya, Afrika, Orta Doğu ve Doğu Avrupa gibi geniş bir coğrafyada yaygın olarak rastlanan KKKA, yaklaşık 30 farklı kene türü tarafından taşınabilmektedir.
Türkiye'de ilk KKKA vakası 2002 yılında kaydedilmiş olup, özellikle Karadeniz, İç Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerinde vaka sayılarında belirgin bir artış gözlenmektedir. Hastalığın bulaşma yolları oldukça net olmakla birlikte, sadece kene ısırmasıyla sınırlı değildir. Virüsü taşıyan kenelerin insanı ısırması en yaygın bulaşma şekli olarak öne çıkarken, enfekte hayvanlarla temas da önemli bir risk faktörüdür.
Bulaşma Yolları ve Risk Faktörleri
KKKA'nın insanlara bulaşmasında en kritik yol, virüsle enfekte olmuş kenelerin ısırmasıdır. Özellikle tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin yoğun olduğu kırsal alanlarda yaşayan veya bu bölgelerde zaman geçiren kişiler için risk daha yüksektir. Keneler, otlaklarda, çalılıklarda ve hayvan barınaklarında bulunabilirler. Bu nedenle, piknik, kampçılık, bağ ve bahçe işleri gibi aktiviteler sırasında dikkatli olmak büyük önem taşır.
Hastalığın bir diğer bulaşma yolu ise virüs taşıyan büyükbaş ve küçükbaş hayvanların kanı, dokuları veya vücut sıvılarıyla doğrudan temastır. Hayvanlar genellikle hastalığı belirti göstermeden geçirebildikleri için, çiftçiler, kasaplar ve veteriner hekimler gibi hayvanlarla yakın temasta bulunan meslek grupları da risk altındadır. Bu tür temaslarda eldiven ve koruyucu giysiler kullanmak hayati önem taşır.
Kene Temasında İlk 72 Saat Hayati Önem Taşıyor
Prof. Dr. Fatma Bozkurt, kene tutunması durumunda panik yapmadan doğru adımların atılmasının önemini vurguladı. Kene ısırmasından sonraki ilk 72 saat, yani üç gün, hastalığın seyrini belirlemede kritik bir rol oynamaktadır. Bu süre zarfında kenenin vücuttan usulüne uygun bir şekilde çıkarılması ve olası semptomların takibi büyük önem taşır. Kenenin çıkarılması sırasında ezilmemesi, patlatılmaması ve koparılmaması gerekmektedir, zira bu durum virüsün bulaşma riskini artırabilir.
Kene tutunması fark edildiğinde, en kısa sürede bir sağlık kuruluşuna başvurmak veya keneyi uygun bir cımbız yardımıyla deriye en yakın yerden tutarak, saat yönünün tersine çevirmeden, düz bir şekilde çekerek çıkarmak gerekir. Çıkarma işlemi sonrası ısırılan bölge antiseptik bir solüsyonla temizlenmeli ve kişi 10 gün boyunca ateş, baş ağrısı, kas ağrısı, halsizlik gibi belirtiler açısından kendini takip etmelidir. Herhangi bir şüphe durumunda derhal doktora başvurulmalıdır.
KKKA'dan Korunma Yolları ve Alınacak Önlemler
Kırım Kongo Kanamalı Ateşi'nden korunmanın en etkili yolu, kene temasına karşı dikkatli olmak ve gerekli önlemleri almaktır. Özellikle riskli bölgelerde bulunurken aşağıdaki adımlara dikkat etmek, hastalığın bulaşma riskini önemli ölçüde azaltabilir:
- Uygun Giysi Seçimi: Kırsal alanlara veya yeşil alanlara giderken uzun kollu tişörtler, uzun paçalı pantolonlar giyilmeli ve pantolon paçaları çorapların içine sokulmalıdır. Açık renkli giysiler tercih etmek, üzerinize konan keneleri daha kolay fark etmenizi sağlar.
- Kene Kovucu Kullanımı: Cilde ve giysilere kene kovucu spreyler uygulamak, kenelerin yaklaşmasını engelleyebilir.
- Vücut Kontrolü: Riskli alanlardan döndükten sonra vücudunuzu ve çocuklarınızın vücudunu detaylı bir şekilde kontrol edin. Özellikle diz arkaları, koltuk altları, kulak arkaları, saç dipleri ve kasık bölgeleri gibi kenelerin saklanmayı sevdiği yerlere dikkat edin.
- Hayvanlarla Temasta Dikkat: Hayvanlarla temas ederken eldiven gibi koruyucu ekipmanlar kullanın. Hayvanların üzerindeki keneleri kontrol edin ve uygun şekilde uzaklaştırın.
- Çevre Düzenlemesi: Ev ve bahçe çevresindeki otları kısa tutmak, çalılıkları temizlemek kene popülasyonunu azaltmaya yardımcı olabilir.
Unutulmamalıdır ki, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi ciddi sonuçları olabilen bir hastalıktır. Bu nedenle, özellikle yaz aylarında artan kene aktivitesine karşı bilinçli olmak ve koruyucu önlemleri titizlikle uygulamak, hem bireysel hem de toplumsal sağlık açısından büyük önem taşımaktadır. Şüpheli durumlarda vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmak, hastalığın erken teşhisi ve tedavisi için kritik bir adımdır.








