Kayseri Ticaret Odası (KTO) Mayıs-Haziran ayı meclis toplantısı, Meclis Başkanı Cengiz Hakan Arslan'ın yönetiminde gerçekleştirildi. Toplantıya KTO Başkanı Ömer Gülsoy, Yönetim Kurulu üyeleri, meclis ve komite üyeleri ile basın mensupları katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasının ardından, geçtiğimiz aylarda gerçekleştirilen faaliyetler değerlendirilerek gündem maddeleri oy birliğiyle kabul edildi. Toplantının ana gündem maddesi, reel sektörün finansmana erişimi ve küresel ekonomik gelişmeler oldu.

Küresel Ekonomik Dalgalanmalar ve Kayseri Üretimine Etkisi

KTO Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, toplantıda yaptığı konuşmada, küresel ekonominin daralma ve enflasyonla mücadele arasında hassas bir denge arayışında olduğunu vurguladı. Özellikle Avrupa ekonomilerindeki yavaşlamanın, Kayseri gibi ihracatçı şehirlerin üretimini doğrudan etkilediğini belirtti. Gülsoy, “Bugün Amerika ve özellikle en büyük pazarımız olan Avrupa ekonomilerindeki kademeli yavaşlama, bizim gibi ihracatçı şehirlerin üretimine doğrudan yansıyor. Avrupa yavaşladığında, Kayseri’mizin üretim çarkları da bu baskıyı derinden hissediyor” ifadelerini kullandı. Ayrıca, siyasi gerilimler ve jeopolitik kırılmaların ticaretin haritasını değiştirdiğini ve jeoekonomik kopuşların karar alma süreçlerini daha kırılgan hale getirdiğini ekledi.

Lojistik hatlardaki krizin navlun fiyatlarını katladığını belirten Gülsoy, Hürmüz Boğazı, Süveyş Kanalı ve Kızıldeniz gibi noktalardaki çatışmalar nedeniyle gemilerin rotalarını uzatmak zorunda kalmasının, navlun fiyatlarını artırdığını, konteyner bulmayı zorlaştırdığını ve termin sürelerini uzattığını ifade etti. Bu durumun hammadde tedarikinde ciddi gecikmelere yol açtığını söyleyen Gülsoy, Batı pazarlarının artık sadece 'ucuz olanla' değil, 'güvenli ve coğrafi olarak yakın olanla' çalışmak istediğini vurguladı. Uluslararası şirketlerin Uzak Doğu'ya bağımlılığın risklerini gördüğünü ve alternatif üretim üsleri aradığını dile getiren Gülsoy, Türkiye ve Kayseri'nin bu eksen değişimini doğru okuyarak stratejik bir pozisyona yerleşmesi gerektiğini belirtti.

Bölgesel İstikrar ve Ekonomik Yansımaları

Başkan Gülsoy, bölgesel istikrarın ticaret zincirleri açısından hayati önem taşıdığına dikkat çekerek, İran ile ABD arasında açıklanan mutabakatın umut verici olduğunu söyledi. Bu mutabakatın kalıcı bir anlaşma olmasını temenni eden Gülsoy, Hürmüz Boğazı'nın istikrara kavuşmasıyla petrol fiyatları, navlun ücretleri ve ithalata dayalı ürünlerde maliyetlerin düşmesinin beklendiğini ifade etti. Coğrafi yakınlık nedeniyle bölgedeki savaş ortamının sona ermesinin Türkiye ve Kayseri ticareti açısından kritik olduğunu belirten Gülsoy, “Küresel piyasalarda artık yalnızca savaşın maliyetleri değil, barışın ekonomik sonuçları konuşuluyor. Türkiye'nin jeopolitik ağırlığı çok yüksektir; asıl mesele bu stratejik önemi kalıcı bir ekonomik değere dönüştürmektir” dedi.

Türkiye Ekonomisi ve Finansmana Erişim Sorunu

TÜİK tarafından açıklanan 2026 yılı birinci çeyrek büyüme verilerini de değerlendiren Gülsoy, ekonominin yüzde 2,5 büyürken, çeyreklik bazda yüzde 0,1'lik artışın kontrollü bir yavaşlamaya işaret ettiğini belirtti. Sanayi sektörünün daralmayla başlamasına dikkat çeken Gülsoy, finansman maliyetlerinin üretimi ciddi şekilde baskıladığını ve sanayinin milli gelir içindeki payının yüzde 17,7'ye gerilediğini vurguladı. “Biz bu oranı yeniden yüzde 25 seviyelerine çıkarmadan ihracatta kalıcı ve güçlü bir sıçrama yapamayız. Net ihracatın büyümeye üst üste 5 çeyrektir negatif katkı vermesi net bir gerçeği gözler önüne seriyor: Türkiye tüketerek büyüyemez! İç tüketim büyümeyi taşırken sanayinin ve yatırımın zayıflaması, büyümenin kalitesi bakımından ciddi bir uyarıdır. Kalıcı zenginlik ithal edilmez; fabrikada, laboratuvarda ve atölyede inşa edilir” şeklinde konuştu.

Maliyet artışlarına rağmen uygulanan kur politikasının ihracatçıyı zorladığını belirten Gülsoy, Mayıs ayı ihracat verilerine atıfta bulunarak, girdi ve maliyet artışları sürerken, maliyetlerin altında tutulan kur politikası nedeniyle iş dünyasının küresel pazarlardaki rekabet gücünün zayıfladığını ve karlılık baskısının arttığını söyledi. Mayıs ayı ülke ihracatının 22 milyar 504 milyon dolara gerilediğini hatırlatan Gülsoy, yüksek enflasyonun yatırım kararlarını öngörülemez kılan temel bir istikrarsızlık kaynağı olduğunu ve dezenflasyon programında hem yüksek enflasyonu hem de büyümedeki ivme kaybını aynı anda yönetmek zorunda olunduğunu ifade etti.

Üretici İçin Seçici Kredi Mekanizmaları ve Yeni Düzenlemeler

Ekonomideki çarkların durmaması için finansmana erişim kanallarının açık tutulması gerektiğini vurgulayan Gülsoy, TOBB Nefes Kredisi ve reeskont kredilerine değindi. Sürecin sadece faiz kararlarıyla yönetilemeyeceğini belirten Gülsoy, “Çarkların durmaması adına, seçici kredi mekanizmaları çok daha aktif bir şekilde işletilmelidir. Bu doğrultuda, reeskont kredi faizlerinde net bir düşüş ve limitlerde reel bir artış beklentisi içindeyiz” dedi. Finansmana erişimde en çok zorlanan KOBİ'ler için yeni devreye alınan ve toplam 100 milyar TL hacim ile tekrar açılan TOBB Nefes Kredisi'nin limitlerinin çok kısa sürede tükendiğini ve üyelerin yeni limit beklentisinde olduğunu, bu taleplerini TOBB Başkanı'na da ilettiklerini aktardı. Gülsoy, sanayicinin kazanmasının ülkenin geleceğini teminat altına alacağını belirtti.

Başkan Gülsoy, reel sektörün elini rahatlatacak iki yeni yasal düzenlemeyi de meclis üyeleri ve kamuoyuyla paylaştı:

  • Vergi ve Kamu Borçları Taksitlendirmesi: 5 Haziran itibarıyla vadesi geldiği halde ödenmemiş olan tüm vergi ve kamu borçları, yıllık yüzde 29 oranında bir faizle taksitlendirilebilecek. Daha önce 1 milyon lira olan teminat gösterme sınırı, 10 milyon liraya çıkarıldı. Borcu 10 milyon lirayı geçmeyen üyelerin teminat gösterme zorunluluğu bulunmuyor. Bu imkandan yararlanmak isteyenlerin 31 Ağustos 2026 tarihine kadar ilgili vergi dairelerine başvurması gerekiyor.
  • Yeni Varlık Barışı Düzenlemesi: Yurt dışındaki kaynaklarını ülkeye getirmek isteyenler ve yurt içinde olup kanuni defter kayıtlarında yer almayan varlıklarını sisteme dahil etmek isteyenler için yeni bir uygulama devreye girdi. Yurt dışı varlıklarını 31 Temmuz 2027'ye kadar bildirip Türkiye'ye transfer edenler yüzde 5 vergiyle bu yükümlülüklerini yerine getirmiş sayılacak. Yatırım fonlarında tutulması halinde bu oran yüzde 0'a kadar düşüyor.

Kayseri'nin Üretim ve İhracat Başarısı

KTO Başkanı Gülsoy, İSO 500 ve TİM 1000 İhracatçı listelerini ve dış ticaret rakamlarını değerlendirerek, Kayseri'nin sahadaki zorlu şartlara rağmen üretimden ve istihdamdan asla vazgeçmediğini belirtti. Şehrin girişimcilik ruhunun tüm Türkiye'ye bir kez daha kanıtlandığını vurgulayan Gülsoy, İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından açıklanan 'Türkiye'nin İlk 500 Büyük Sanayi Kuruluşu' listesinde Kayseri'den 11 firmanın yer aldığını, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından ilan edilen 'Türkiye'nin İlk 1000 İhracatçısı' listesinde ise doğrudan 15 firmanın, Kayseri Serbest Bölgesi'nde faaliyet gösteren 4 firma ile birlikte toplam 19 firmanın bulunduğunu söyledi. Geçtiğimiz yıl yaklaşık 4 milyar dolarlık bir ihracat hacmine ulaşarak dünya genelinde 190'dan fazla ülkeye Kayseri'nin emeğini ihraç eden tüm müteşebbisleri tebrik etti.

TÜİK tarafından açıklanan Mayıs ayı dış ticaret verilerine de değinen Başkan Gülsoy, tatil takviminin getirdiği dönemsel baskıya rağmen uzun vadeli yükseliş trendinin korunduğuna dikkat çekti. Mayıs ayında resmi tatiller ve Kurban Bayramı nedeniyle yaşanan iş günü kayıplarının lojistik süreçleri yavaşlattığını ve rakamları dönemsel olarak baskıladığını belirten Gülsoy, buna rağmen 143 ülkeye 302 milyon 917 bin dolar ihracat gerçekleştirmeyi başardıklarını ifade etti. Bu geçici düşüşe rağmen, yılın ilk 5 aylık toplam ihracatının 1 milyar 590 milyon doları aşarak geçen yılın üzerindeki seyrini koruduğunu aktardı. Gülsoy, ihracatçının yüksek maliyetlere ve pazardaki daralmaya karşı gösterdiği direncin kırılmaması için reel sektörü destekleyecek finansal ve yapısal mekanizmaların hızla hayata geçirilmesinin hayati önem taşıdığını vurguladı.

Yeni Dönem Mesajı: “Üyelerimizin Gür Sesi Olacağız”

Konuşmasının son bölümünde oda seçimlerine değinen KTO Başkanı Gülsoy, meclis üyelerine yeni dönem için birlik, beraberlik ve kesintisiz hizmet mesajı verdi. Seçim sürecinin Kayseri'ye yakışır bir olgunlukla geçmesini temenni eden Gülsoy, “Göreve geldiğimiz ilk günden beri omuz omuza verdiğimiz, şehrimiz ve üyelerimiz için gecemizi gündüzümüze kattığımız bu çatı altında yeni bir dönemin eşiğindeyiz. İnşallah önümüzdeki dönemde de yine sizlerle birlikte, ilk günkü ruhla, aynı heyecan, azim ve kararlılıkla yürümeye devam edeceğiz. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da üyelerimizin gür sesi olmayı sürdürecek; Kayseri ekonomisine değer katacak yeni ve vizyoner projelere imza atmaya devam edeceğiz” dedi. “Birlikte Güçlüyüz” ilkesinin, KTO'yu çok daha büyük başarılara taşıyacağına inandığını belirten Gülsoy, yeni dönemin odaya, üyelere ve şehre hayırlı olmasını diledi.