TMMOB Makina Mühendisleri Odası (MMO) Bursa Şubesi, Avrupa Birliği'nin (AB) makine güvenliğine yönelik güncel düzenlemesi olan 2023/1230 sayılı Makine Yönetmeliği konusunda Türkiye'deki makine üreticilerini ve ihracatçılarını önemli bir riskle karşı karşıya kalabilecekleri konusunda uyardı. Oda, 20 Ocak 2027 tarihinde zorunlu olarak uygulanmaya başlayacak olan bu yeni yönetmeliğin, sektör için teknik, hukuki ve ekonomik belirsizlikleri beraberinde getirebileceğine dikkat çekti. Özellikle mevzuatın Türkçe metninin henüz yayımlanmamış olması, bu belirsizlikleri daha da derinleştiriyor.
AB Makine Yönetmeliği: Yapay Zeka ve Yazılım Güvenliği Kapsamda
Yeni AB Makine Yönetmeliği, sadece geleneksel makine güvenliği standartlarını değil, aynı zamanda modern teknolojilerin getirdiği yenilikleri de kapsıyor. Yapılan açıklamada, yönetmeliğin yapay zeka destekli güvenlik fonksiyonları, güvenlikle ilgili yazılım ve kontrol sistemleri, dijital dokümantasyon süreçleri ve uygunluk değerlendirme prosedürleri gibi alanları da içerdiği belirtildi. Bu geniş kapsamlı değişiklikler, makine sektöründe ürün güvenliği, iş sağlığı ve güvenliği, CE uygunluk değerlendirmesi süreçleri, üreticilerin hukuki sorumlulukları ve Türkiye'nin Avrupa pazarındaki rekabet gücü üzerinde doğrudan ve önemli etkiler yaratma potansiyeli taşıyor.
MMO Bursa Şubesi, bu yeni düzenlemelerin getireceği yükümlülükler karşısında Türkiye'nin proaktif bir yaklaşım sergilemesi gerektiğini vurguladı. Özellikle yapay zeka ve yazılım tabanlı sistemlerin entegrasyonu, mühendislik yaklaşımlarında ve üretim süreçlerinde köklü değişiklikleri zorunlu kılacak. Bu durum, Türk makine üreticilerinin uluslararası pazardaki konumlarını koruyabilmeleri ve hatta güçlendirebilmeleri için kritik öneme sahip.
Hazırlık Süreci Sadece Mevzuat Çevirisiyle Sınırlı Kalmamalı
Oda, Türkiye'nin yeni Makine Yönetmeliği'ne uyum sürecinin sadece mevzuatın Türkçeye çevrilmesiyle sınırlı kalmaması gerektiğini özellikle belirtti. Açıklamada, uyum sürecinin çok daha kapsamlı adımlar gerektirdiğinin altı çizildi. Bu adımlar şunları içeriyor:
- Uygulama Rehberleri: Yönetmeliğin sahadaki uygulamasını kolaylaştıracak detaylı rehberlerin hazırlanması.
- Geçiş Hükümleri: Eski ve yeni mevzuat arasındaki geçiş sürecini düzenleyecek net kuralların belirlenmesi.
- Uyumlaştırılmış Standartlar: Avrupa standartlarına uyumlu ulusal standartların oluşturulması veya güncellenmesi.
- Uygunluk Değerlendirme Prosedürleri: Ürünlerin yönetmeliğe uygunluğunu belirleyecek şeffaf ve etkin prosedürlerin tesis edilmesi.
- Denetim Kriterleri: Üreticilerin ve ürünlerin denetlenmesine yönelik net kriterlerin oluşturulması.
Ayrıca, üreticilere yönelik bilgilendirme faaliyetleri, eğitim çalışmaları, yetkili kuruluşların görev tanımlamaları ve laboratuvar altyapısının geliştirilmesi de uyum sürecinin ayrılmaz parçaları olarak öne çıkıyor. Bu kapsamlı hazırlıklar, Türk makine sektörünün uluslararası rekabet gücünü artırırken, aynı zamanda insan güvenliği ve iş sağlığı standartlarını da en üst seviyeye taşıyacak.
Sektör Paydaşlarına Ortak Çalışma Çağrısı
TMMOB Makina Mühendisleri Odası Bursa Şubesi, bu kritik süreçte Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Türk Standartları Enstitüsü (TSE), sektör dernekleri, üniversiteler ve ilgili meslek odalarının ortak bir çalışma yürütmesinin hayati önem taşıdığını vurguladı. Oda, Türkiye'deki üreticilerin mevzuat yayımlandıktan sonra uyum sağlamaya çalışmak yerine, yürürlük tarihinden önce hazırlıklarını tamamlaması gerektiğini belirtti. Bu bağlamda, yeni yönetmelik ve uygulama rehberinin yanı sıra, geçiş sürecine ilişkin yol haritasının da Türkçe, anlaşılır ve erişilebilir biçimde hazırlanması çağrısında bulunuldu.
Zamanında atılacak adımların sadece mevzuata uyum açısından değil, aynı zamanda insan güvenliği, ihracat kapasitesi, sanayi rekabetçiliği ve teknolojik dönüşüm açısından da kritik önem taşıdığına dikkat çekildi. Bu ortak çaba, Türk makine sektörünün geleceğini şekillendirecek ve Avrupa pazarındaki yerini sağlamlaştıracaktır. Makine sektörünün bu uyarılara kulak vermesi ve gerekli adımları hızla atması, sadece ekonomik değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluk olarak da öne çıkıyor.










