TBMM Genel Kurulu'nda, Türkiye'nin gündemini uzun süredir meşgul eden terör sorununa çözüm bulmayı amaçlayan 'Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'nin tümü üzerindeki görüşmeler başladı. Özellikle PKK/KCK terör örgütünün tasfiyesi ve toplumsal barışın sağlanması hedeflenen bu kritik teklif, siyasi partiler arasında geniş bir tartışma zeminine oturdu. Görüşmelerde Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Yeni Yol Partisi Grup Başkanı Mehmet Emin Ekmen, MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, CHP milletvekilleri, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel ve AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler söz alarak partilerinin tutumunu açıkladı.
Partilerden 'Terörsüz Türkiye' Teklifine Farklı Yaklaşımlar
Kanun teklifinin görüşmeleri sırasında, siyasi partilerin 'Terörsüz Türkiye' hedefi ve teklifin içeriğine dair farklı perspektifleri ortaya konuldu. Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, terör sorununun çözümünde adalet, hukuk ve toplumsal bütünleşmenin önemine vurgu yaparak, süreçle ilgili kaygılarına rağmen teklife şartlı destek verdiklerini belirtti. Arıkan, kutuplaşmaya izin vermeyeceklerini ifade etti.
MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın iradesiyle 'Terörsüz Türkiye' hedefinin bir devlet politikası haline geldiğini dile getirdi. Yıldız, teklifin genel veya özel af niteliği taşımadığını, devam eden soruşturma ve kovuşturmaların geçerliliğini koruduğunu savunarak, MHP olarak bu sürecin sonuna kadar arkasında olduklarını vurguladı. 'Terörsüz Türkiye'nin barış, huzur, demokrasi ve kardeşlik anlamına geldiğini ekledi.
Muhalefetin Eleştirileri ve Şartlı Destekleri
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, kanun teklifinin hazırlanış biçimini ve içeriğini sert bir dille eleştirdi. Teklifin kamuoyundan ve siyasi partilerden gizlendiğini iddia eden Dervişoğlu, silahların doğrulanabilir bir şekilde bırakılmasının hukuki adımlardan önce gelmesi gerektiğini savundu. Düzenlemenin silahsızlanma ve tasfiye sürecinin sırasını tersine çevirdiğini öne süren Dervişoğlu, 'Terörsüz Türkiye' adı altında terör örgütüne hukuki kazanım sağlanmaya çalışıldığını iddia etti. Teklifte oluşturulacak kurullara geniş yetkiler verilmesini ve mağdurların göz ardı edilmesini de eleştiren İYİ Parti, teklife 'hayır' oyu vereceğini açıkladı.
CHP'den Kars Milletvekili İnan Akgün Alp, Türkiye'nin silah ve şiddetin gölgesinden kurtulması gerektiğini belirterek, sürece toplumsal barış ve demokratik hukuk devleti perspektifiyle yaklaştıklarını ifade etti. CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı ise 'Kürt meselesi'nin yalnızca terör ve güvenlik meselesi olmadığını, eşit yurttaşlık, hukuk, demokratik temsil ve birlikte yaşama meselesi olduğunu vurguladı. Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, sürecin iktidar tarafından yeterince şeffaf yürütülmediğini savunmakla birlikte, parti yönetiminin teklife 'evet' oyu vereceğini, ancak milletvekillerinin kendi bölgelerindeki seçmen hassasiyetlerini dikkate alacağını belirtti.
DEM Parti ve AK Parti'den Teklife Yaklaşım
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, düzenlemenin Türkiye'nin çatışma ve şiddet ortamından çıkması için tarihi bir fırsat olduğunu dile getirdi. Türk-Kürt kardeşliğine vurgu yapan Bakırhan, kanun teklifinin taviz veya yenilgi anlamına gelmediğini belirterek, 'Bu sürecin tek bir kazananı var, o da tüm Türkiye, 86 milyon yurttaşımızdır' ifadelerini kullandı. Bakırhan, Meclis'in bundan sonraki istikametinin demokratik entegrasyon, özgürlükler ve hukukun üstünlüğünü sağlayacak düzenlemeler olması gerektiğini sözlerine ekledi.
AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, kanun teklifinin TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun hazırladığı raporun ilgili bölümündeki öneriler doğrultusunda hazırlandığını açıkladı. Komisyonun 20 toplantıda 137 kişiyi dinlediğini belirten Güler, teklifin 50 yıllık terör sorununa kalıcı çözüm üretme amacı taşıdığını ifade etti. AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül ise teklifin 367 milletvekilinin imzasıyla sunulmasının tarihi bir siyasi mutabakat olduğunu değerlendirdi. Gül, düzenlemenin Türkiye'nin kendi şartlarından doğan bir 'Türkiye modeli' olduğunu savunarak, Türk, Kürt, Alevi, Sünni ve farklı toplumsal kesimlerin ortak gelecekte buluşacağını, 'Artık Anadolu'da hiçbir anne Türkçe de ağıt yakmayacak, Kürtçe de ağıt yakmayacak' sözleriyle umutlarını dile getirdi.
Kanun Teklifinin Temel Şartları ve Kapsamı
Genel Kurul'daki görüşmelerin ardından soru-cevap bölümünde yetkililer, teklifin kapsamına ilişkin önemli detaylar paylaştı. Buna göre, kanun teklifinin uygulanabilmesi, terör örgütü PKK/KCK'nın fiili varlığına son vermesi, silah ve mühimmatını teslim etmesi ve bu durumun Milli Güvenlik Kurulu tarafından tespit edilip teyit edilmesi şartına bağlandı. Yetkililer, teklifin genel veya özel af niteliğinde olmadığını, suçların hukuki niteliğini ve kesinleşmiş mahkumiyetleri kendiliğinden ortadan kaldırmadığını özellikle vurguladı. Bu şartlar, düzenlemenin 'Terörsüz Türkiye' hedefine ulaşmada izlenecek yol haritasını net bir şekilde ortaya koyuyor. Görüşmelerin ardından teklifin maddelerine ilişkin yasama sürecinin devam etmesi bekleniyor.










