Kanada'nın en büyük şehirlerinden biri olan Toronto'da, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarına karşı protesto gösterileri düzenlendi. Göstericiler, bölgede artan gerilimi ve sivil kayıpları protesto ederek barış çağrısında bulundu. Gösteriler, 28 Şubat 2026'da başlayan ve İran'ın ABD üsleri ile İsrail topraklarını balistik füzelerle hedef almasıyla tırmanan bölgesel çatışmaya tepki olarak organize edildi. Toronto polis açıklamalarına göre, son ayların en kalabalık İran ile ilgili gösterilerinden biri gerçekleştirildi ve 350.000 kişinin katılımıyla dikkat çekti.

Gösterilerin arka planı

ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırıları, klasik caydırıcılığın ötesinde bir rejim dönüşümü stratejisi olarak konumlanmaktadır. Akademisyenler ve askeri uzmanlar, hava operasyonlarının tek başına sonuç getirmeyeceğini, savaşın tüm bölgeyi istikrarsızlaştırabileceği uyarısında bulunuyor. Kanada'da son dönemde İran'a yönelik ABD ve İsrail politikalarına karşı düzenlenen gösteriler artış gösterdi. 9 Mart 2026'da da benzer protestolar düzenlenmiş, göstericiler bölgedeki gerilimin artmasına karşı duruş sergilemişti.

Uluslararası tepkiler

ABD ve İsrail'in İran operasyonları uluslararası alanda protesto dalgasına neden oldu. Kanada Başbakanı Mark Carney, İran'ın nükleer silah edinmesinin sakıncalı olacağını vurgulayarak ABD'nin çabalarını desteklediklerini açıklamıştı. Ancak bu destek, ülke içinde sivil toplum örgütleri ve protestocular tarafından eleştiriliyor. Toronto'daki gösteriler, küresel ölçekte devam eden savaş karşıtı hareketin bir parçası olarak öne çıkıyor. Protestocular, askeri operasyonların sivil halk üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekerek diplomasi ve barışçıl çözüm çağrısı yapıyor.

Editör Yorumu

Toronto'daki kitlesel protestolar, küresel çatışmalara karşı sivil tepkinin ne kadar güçlü olabileceğini gösteriyor. Kanada hükümetinin İran politikası ile sivil toplumun beklentileri arasındaki fark, demokratik toplumlarda dış politika tartışmalarının önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Bölgesel çatışmaların diplomatik yollarla çözülmesi için uluslararası toplumun daha etkin rol alması gerektiği bu protestolarla bir kez daha vurgulanmış oldu.