Türk Tabipleri Birliği (TTB), 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara'da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi öncesinde yaşanan tartışmalı gözaltı süreçleri, toplantı ve gösteri yürüyüşlerine getirilen kısıtlamalar ve cezaevlerindeki uygulamalara ilişkin önemli bir açıklama yaptı. TTB, bu süreçlerde ortaya çıkan insan hakları ihlali iddialarına dikkat çekerek, yetkililere bağımsız ve tarafsız soruşturma çağrısında bulundu. Özellikle komedyen Deniz Göktaş'ın gözaltı sürecindeki ters kelepçe uygulaması ve yüksek güvenlikli cezaevlerindeki yaşam koşulları, TTB'nin açıklamasının odak noktalarını oluşturdu.
Temel Haklar ve Özgürlüklere Yönelik Müdahaleler
TTB açıklamasında, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklerin önemine vurgu yapıldı. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı, kişi özgürlüğü ve güvenliği, ifade özgürlüğü ile adil yargılanma hakkının hukukun üstünlüğü ilkesi çerçevesinde korunması gerektiği belirtildi. Birlik, bu haklara yönelik her türlü müdahalenin ancak hukuka uygun, zorunlu ve ölçülü olması durumunda kabul edilebilir olduğunu ifade etti. Aksi takdirde, bu müdahalelerin insan hakları ihlali teşkil edeceğinin altı çizildi.
Açıklamada, özellikle NATO Zirvesi öncesinde artan gözaltılar ve gösteri yürüyüşlerine yönelik kısıtlamaların, anayasal hakların ihlali endişesini taşıdığına dikkat çekildi. TTB, demokratik bir toplumda bireylerin düşüncelerini özgürce ifade etme ve barışçıl gösteriler düzenleme haklarının vazgeçilmez olduğunu hatırlattı. Bu tür kısıtlamaların, toplumun farklı kesimlerinin meşru taleplerini dile getirmesini engellediği ve toplumsal gerilimi artırabileceği uyarısı yapıldı.
Deniz Göktaş Olayı ve Ters Kelepçe Uygulaması
Türk Tabipleri Birliği, kamuoyunda geniş yankı uyandıran komedyen Deniz Göktaş'ın gözaltı sürecine de değindi. Göktaş'a uygulanan ters kelepçenin hukuki dayanağı ve ölçülülüğü konusunda ciddi soruların bulunduğunu belirten TTB, bu tür uygulamaların kamuoyu nezdinde açıklığa kavuşturulması gerektiğini savundu. TTB'ye göre, ters kelepçe, ancak kaçma veya saldırma riski gibi zorunlu ve istisnai durumlarda başvurulabilecek bir güvenlik tedbiridir.
- Zorunluluk İlkesi: Ters kelepçe, kişinin kaçma veya başkalarına ya da kendisine zarar verme riski taşıdığı durumlarda, en son çare olarak kullanılmalıdır.
- Ölçülülük Prensibi: Uygulamanın süresi ve şekli, riskin ortadan kaldırılmasıyla sınırlı olmalı, gereğinden fazla ve sürekli olmamalıdır.
- Kötü Muamele Riski: Kaçma veya saldırı riski bulunmayan kişiler hakkında rutin şekilde ters kelepçe uygulanmasının, ulusal ve uluslararası insan hakları standartları bakımından kötü muamele kapsamında değerlendirilebileceği vurgulandı. Bu durumun, gözaltına alınan kişinin onurunu zedelediği ve fiziksel ile psikolojik travmaya yol açabileceği belirtildi.
TTB, bu tür uygulamaların keyfiyetten uzak, şeffaf ve hesap verebilir bir şekilde yürütülmesinin önemine işaret ederek, ters kelepçe kullanımına ilişkin net yönergelerin ve denetim mekanizmalarının hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti.
Cezaevi Koşulları ve İşkence İddiaları
Açıklamada, yüksek güvenlikli ceza infaz kurumlarındaki koşullara ilişkin endişeler de dile getirildi. TTB, uzun süreli tecrit uygulamaları, sınırlı yaşam alanları ve mahpusların sağlık koşullarına ilişkin sorunların ulusal ve uluslararası raporlarda da sıkça yer aldığını hatırlattı. Birlik, cezaevlerinde tutulan herkesin insan onuruna uygun yaşam ve sağlık koşullarına erişiminin güvence altına alınmasının devletin temel sorumluluğu olduğunu vurguladı.
İşkence ve Kötü Muamele, Halk Sağlığı Sorunudur
Türk Tabipleri Birliği, işkence ve kötü muamelenin sadece hukuki bir ihlal değil, aynı zamanda ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğunu belirtti. Bu tür uygulamaların bireylerin fiziksel ve ruhsal sağlığı üzerinde derin ve kalıcı etkiler bıraktığına dikkat çekildi. TTB, işkence ve kötü muamele iddialarının bağımsız, tarafsız ve etkin şekilde soruşturulması çağrısında bulunarak, bu soruşturmaların uluslararası standartlara uygun bir şekilde yürütülmesi gerektiğini ifade etti.
Açıklamada son olarak, gözaltı merkezleri ve ceza infaz kurumlarındaki tüm uygulamaların insan hakları standartlarına, tıp etiğine ve insan onuruna uygun yürütülmesi gerektiğinin altı çizildi. TTB, hekimlerin bu süreçlerdeki rolünün, gözaltına alınan ve tutuklu kişilerin sağlık durumlarını objektif bir şekilde belgelemek ve insan hakları ihlallerini raporlamak olduğunu vurguladı. Birlik, yetkilileri bu konuda duyarlı olmaya ve gerekli iyileştirmeleri yapmaya davet etti.










