Üsküdar Üniversitesi SHMYO Çevre Sağlığı Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, Dünya Su İzleme Günü kapsamında yaptığı değerlendirmelerde, Türkiye'de giderek derinleşen su krizine dikkat çekti. Adiller, iklim değişikliğinin etkileri ve nüfus artışıyla birlikte su kaynakları üzerindeki baskının arttığını, bu durumun dönemsel kuraklıkları kalıcı bir su güvensizliğine dönüştürme riski taşıdığını ifade etti. Uzman isim, su kıtlığının yalnızca şehirlerde yaşanan kesintilerden ibaret olmadığını, gıda üretiminden ekonomiye, ekosistemlerden halk sağlığına kadar hayatın her alanını olumsuz etkilediğini belirtti.

Su Kıtlığının Hayatın Her Alanına Etkileri

Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, su kaynaklarının miktar ve kalite açısından azalmasının içme suyuna erişimden tarımsal üretime, gıda fiyatlarından sanayiye ve enerji üretimine kadar geniş bir yelpazede ciddi sorunlar yaratacağını vurguladı. Baraj doluluk oranlarındaki düşüşlerin yanı sıra, yeraltı su seviyelerinin azalması, tarımsal üretimin zorlaşması ve değerli sulak alanların kaybı gibi sonuçların Türkiye'yi bekleyen en önemli tehditler arasında yer aldığını kaydetti.

Türkiye'nin Akdeniz Havzası'nda bulunması nedeniyle iklim değişikliğinin etkilerine karşı son derece hassas olduğunu belirten Adiller, yükselen sıcaklıklar, artan buharlaşma, değişen yağış rejimleri ve uzayan kurak dönemlerin su kaynakları üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu ifade etti. Uzman isim, kısa sürede yağan şiddetli yağışların su kaynaklarını yeterince besleyemediğini, aksine yüzeysel akış, erozyon ve taşkın riskini artırdığını, düzensiz yağışların toprak ve yeraltı suyunun beslenmesini zorlaştırdığını sözlerine ekledi.

Bireysel Tasarruf Yetersiz, Yapısal Dönüşüm Şart

Ahmet Adiller, su tasarrufunun yalnızca musluğu kapatmakla sınırlı görülmesinin günlük yaşamdaki en yaygın hatalardan biri olduğunu belirtti. Diş fırçalarken musluğu açık bırakmak, uzun duş almak, hortumla araç ve balkon yıkamak gibi alışkanlıkların yanı sıra, fark edilmeyen küçük kaçakların da ciddi su kayıplarına yol açtığını anlattı. Bahçe sulamasının sıcak saatlerde yapılmasının verimsiz olduğunu vurgulayan Adiller, sabah erken ya da akşam saatlerinde kontrollü sulamanın daha doğru olduğunu söyledi. Ayrıca yağmur suyu ve gri suyun, uygun sistemlerle peyzaj sulama ve rezervuar gibi alanlarda yeniden kullanılabileceğini ifade etti.

Adiller'e göre, Türkiye'de kullanılan suyun büyük bir bölümü tarım sektöründe tüketiliyor. Bu nedenle, bireysel tasarrufların yanı sıra, tarımsal sulama yöntemleri, şebeke kayıplarının önlenmesi ve sanayide su verimliliği alanlarında kapsamlı ve yapısal bir dönüşümün şart olduğunu dile getirdi.

Yeraltı Suları: Stratejik Bir Kaynak ve Geleceğin Teminatı

Yeraltı sularının görünmediği için tükenmeyecek bir kaynak gibi algılanabildiğine dikkat çeken Dr. Adiller, aşırı su çekiminin kuyuların derinleşmesine, bazı kuyuların kullanılamaz hale gelmesine ve enerji maliyetlerinin artmasına neden olduğunu vurguladı. Kıyı bölgelerinde ise aşırı çekimin deniz suyunun tatlı su kaynaklarına karışmasına yol açabileceğini aktardı. Adiller, yeraltı suyunun "yedek depo" olarak değil, miktarı sınırlı stratejik bir doğal kaynak olarak görülmesi ve buna göre yönetilmesi gerektiğini belirtti.

Su Krizine Karşı Acil Önlemler

Su krizini önlemek için havza bazlı ve bütüncül bir yönetimin zorunlu olduğunu söyleyen Adiller, suyun miktarının, kullanım alanlarının ve kalitesinin sürekli olarak izlenmesi gerektiğini vurguladı. Uzman isim, alınması gereken acil önlemleri şu şekilde sıraladı:

  • Tarımda ürün seçiminin su ihtiyacına göre yapılması.
  • Modern sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması.
  • Şebeke kayıp ve kaçaklarının en aza indirilmesi.
  • Atık su ve yağmur suyunun arıtılarak yeniden kullanılması.
  • Ruhsatsız yeraltı suyu çekimlerinin kesinlikle önlenmesi.
  • Sulak alanların titizlikle korunması.

Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, "Bugün vereceğimiz kararlar, 20–30 yıl sonra yaşayacağımız su krizinin boyutunu belirleyecek" diyerek, gelecekteki su güvenliği için bugünden atılacak adımların hayati önem taşıdığının altını çizdi.