Türkiye Yeşilay Cemiyeti, göçmen gençlerin bağımlılık risklerinden korunması amacıyla önemli bir uluslararası projeye imza attı. İki yıl süren ve Marmara Üniversitesi, Oslo Belediyesi ile Hamburg-Eppendorf Üniversitesi'nin ortaklığında yürütülen 'Göçmen Gençlere Yönelik Bağımlılık Önleme Modeli Geliştirme Projesi'nin kapanış toplantısı İstanbul'da gerçekleştirildi. Toplantıda, göçmen gençlere yönelik bağımlılık önleme modeli, özel olarak tasarlanmış eğitim modülleri ve dijital bir platform tanıtıldı. Bu yeni bağımlılık önleme modeli, göçmen gençlerin yaşadıkları zorlu süreçlerde bağımlılıkla mücadele etmelerine yardımcı olmayı hedefliyor.

Yeşilay Genel Merkezi Sepetçiler Kasrı'nda düzenlenen programa, Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkan Yardımcıları Büyükelçi Dr. Mehmet Güllüoğlu ve Sümeyye Ceylan'ın yanı sıra Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Cihad Demirli ile Yeşilay Yönetim Kurulu ve Bilim Kurulu Üyeleri katılım gösterdi. Program, projenin kapsamlı sonuçlarının ve geliştirilen yenilikçi yaklaşımların kamuoyuyla paylaşılmasına olanak sağladı.

Göçün Bağımlılık Riskleri ve İş Birliğinin Önemi Vurgulandı

Programın açılış konuşmasını yapan Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkan Yardımcısı Büyükelçi Dr. Mehmet Güllüoğlu, Yeşilay'ın çalışmalarının hayata dokunan ve gerçek sorunlara çözüm üreten nitelikte olduğunu belirtti. Güllüoğlu, afetler, savaşlar ve göç gibi olayların insan hayatını kökten değiştirdiğini vurgulayarak, son yıllarda Türkiye'nin çok sayıda göçmene ev sahipliği yaptığını hatırlattı. Göçmenliğin hem göç edenler hem de ev sahibi toplum için zorlu bir süreç olduğunu ifade eden Güllüoğlu, özellikle afetlerin, göçün ve savaşların bağımlılık risklerini artırdığına ve göçmenler arasında bağımlılıkların arttığına dikkat çekti. Güllüoğlu, bu soruna çözüm üretmek amacıyla bir araya geldiklerini dile getirdi.

Bağımlılıklarla mücadelenin tek bir kurumun altından kalkamayacağı kadar büyük bir mesele olduğunu belirten Güllüoğlu, uluslararası ve kurumlar arası iş birliğinin kritik önemine değindi. Dünyada bağımlılıkların her geçen gün arttığını ifade eden Güllüoğlu, birlikte hareket etme kültürünün geliştirilmesi ve karşılıklı desteğin şart olduğunu vurguladı. Bu proje, uluslararası iş birliğinin bağımlılıkla mücadeledeki gücünü bir kez daha ortaya koydu.

Aidiyet Duygusu ve Eğitimin Rolü

Millî Eğitim Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Cihad Demirli, Yeşilay'ın öğrencilere yönelik çalışmalarının çocukların çok boyutlu gelişimine önemli katkılar sunduğunu ifade etti. Farklı kurumların bilgi ve deneyimlerinden istifade etmenin son derece kıymetli olduğunu belirten Demirli, hayatın çeşitli zorluklarla dolu olduğunu ve gençlik döneminde edinilen deneyimlerin, gençlerin geleceklerini inşa ederken karşılaştıkları güçlüklerle başa çıkmalarına yardımcı olduğunu söyledi. Göç gibi zor bir durumla karşı karşıya kalan kişilerin bağımlılık risklerine daha açık olabileceğini vurgulayan Demirli, bu nedenle bazı değerleri ve iyi alışkanlıkları yalnızca birey için değil, toplum için de sağlam bir şekilde yerleştirmenin temelinin eğitimden geçtiğini belirtti.

Göç Sürecinin Gençler Üzerindeki Etkileri ve Psikolojik Sağlamlık

Demirli, çağımızın sunduğu imkanların yanı sıra bazı tehlikeleri de beraberinde getirdiğine ve göç hareketlerinin bu tehlikelere eklendiğinde gençlerin psikolojik sağlamlıkları ve aidiyet duygularının etkilenebildiğine değindi. Güvenlik arayışı, eğitim veya daha iyi bir gelecek umuduyla yaşanan göçün sadece bir yer değiştirme olmadığını, aynı zamanda yeni bir uyum sürecini de beraberinde getirdiğini ifade etti. Yeni bir çevreye, yeni bir dile ve yeni bir yaşama uyum sağlamanın, güven veren bir eğitim ortamını ve kuşatıcı bir yaklaşımı gerekli kıldığını vurguladı.

Bağımlılığın çok katmanlı bir mesele olduğunun altını çizen Demirli, insanları risklerden uzaklaştıranın sahip oldukları değerler ve geliştirdikleri muhakeme yeteneği olduğunu belirtti. Arkadaşlık ilişkileri güçlü olan ve kendisini ait hisseden çocukların bağımlılık risklerine karşı daha dirençli olduğunu söyleyen Demirli, bu nedenle bağımlılığı bütüncül bir şekilde ele almak gerektiğini ifade etti. Çocukların kendilerini tanımaları, duygularını yönetebilmeleri ve kişiliklerini güçlendirecek bir eğitim almaları Milli Eğitim Bakanlığı için son derece kıymetli olduğunu sözlerine ekledi.

Proje, ortakların sunumları, göçmen gençlerin deneyimlerini aktardığı 'Göçmen Gençlerin Sesleri' oturumu ve dijital deneyim alanının ardından gerçekleştirilen kapanış konseriyle sona erdi. Bu proje, göçmen gençlerin bağımlılıkla mücadelede daha güçlü olmalarına yönelik önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.