Siyasette bazı cümleler vardır; duyulup geçilmez. İçine siner, aklı kurcalar, geleceğe dair bir istikamet hissi verir. Devlet Bahçeli’nin “Gerekirse üç arkadaşımı alır, İmralı’ya giderim” sözünün etkisi tam da böyle bir cümleden geliyor.
Bu söz yalnızca “gitmek” üzerine bir kararlılık değildir. Asıl mesele, Türkiye’nin terörle mücadelesinde yeni bir dönemin kapısına gelindiğinin açıkça ilan edilmesidir.
Okurun anlaması gereken ilk şey: Bu çıkış, bir ziyaret değil, bir işaret. Bahçeli’nin çıkışı ne bir pazarlık önerisidir ne de günü kurtarmaya dönük bir çıkıştır. Bu bir siyasi pozisyon bildirimi dir.
Yani devletin terör sorununa bakışı tek boyutlu olmayacak: • Sahada operasyon, • Masada hukuk, • Siyasette yeni araçlar, • Toplumda yeni bir huzur dili… Bahçeli bu çıkışla şunu söylüyor: “Bu sürecin gerektirdiği ne varsa –konuşmak dahil– biz göze alıyoruz.
” Bu ülkede yıllarca “masaya oturmak”, “gitmek”, “konuşmak” gibi kelimeler korkuyla anıldı. Fakat bugün tablo farklı: Devletin elinin güçlü olduğu, bölge dengelerinin değiştiği, örgütün tarihte olmadığı kadar zayıfladığı bir dönemdeyiz.