Günümüz çocukları, tablet, telefon ve bilgisayar gibi dijital ekranlarla eskisinden çok daha fazla vakit geçiriyor. Ne yazık ki, ekran süresi arttıkça çocuklarda hareket azalıyor ve bu durum, onların sağlıklı gelişimleri üzerinde önemli riskler oluşturuyor. Üsküdar Üniversitesi Çocuk ve Ergen Gelişimi ve Otizm Uygulama ve Araştırma Merkezi (ÇEGOMER) Ergoterapisti Emrullah Harun Kaya, artan ekran kullanımının çocukların aktif oyun alışkanlıkları üzerindeki etkilerini değerlendirerek önemli uyarılarda bulundu.
Dijital Cihazlar ve Azalan Hareketli Oyunlar
Ergoterapist Kaya'nın açıklamalarına göre, dijital araçların çocukların günlük yaşamında giderek daha fazla yer alması, sokak oyunları, koşma, tırmanma, bisiklete binme ve arkadaşlarıyla yapılan hareketli etkinlikler için ayrılan sürenin belirgin şekilde azalmasına yol açıyor. Eskiden çocukların enerjilerini attığı, sosyalleştiği ve fiziksel becerilerini geliştirdiği açık hava oyunları, yerini genellikle hareketsiz bir ekran karşısında geçirilen zamanlara bırakıyor. Bu değişim, çocukların fiziksel sağlığı kadar bilişsel ve sosyal gelişimleri için de endişe verici bir tablo çiziyor.
Hareket, çocuk gelişiminin temel taşlarından biri olarak kabul ediliyor. Aktif oyunlar, sadece kas kuvveti ve dayanıklılığı artırmakla kalmıyor, aynı zamanda denge, koordinasyon, dikkat, planlama ve sosyal iletişim gibi kritik becerilerin de gelişimini destekliyor. Yeterince hareket etmeyen çocuklarda ise bu alanlarda ciddi güçlükler görülebiliyor. Kaya, bu çocukların koşarken, merdiven çıkarken veya yaşıtlarıyla oynarken daha çabuk yorulabileceğini, top yakalama, tek ayak üzerinde durma, sıçrama, seksek oynama ve bisiklete binme gibi motor becerilerde de zorlanmalar yaşayabileceğini belirtiyor.
Motor Becerilerin Günlük Yaşama Etkileri ve Ergoterapinin Rolü
Motor beceriler, sadece spor etkinliklerinde değil, çocukların okul ve ev yaşamındaki birçok aktivitede bedenlerini etkili bir şekilde kullanmaları için de hayati önem taşıyor. Ergoterapist Kaya, çanta taşıma, dengeli oturma, kalem kullanma, kıyafet giyme, ayakkabı bağlama, yemek yeme ve oyuncakları toplama gibi günlük yaşam becerilerinin motor becerilerle doğrudan ilişkili olduğunu vurguluyor. Yeterli hareket deneyimi kazanamayan çocukların, bu tür temel günlük aktivitelerde de zorlanabileceği gözlemleniyor.
Aktif oyunlar aynı zamanda bilişsel gelişime de önemli katkılar sunuyor. Oyun sırasında çocuklar sürekli olarak karar verme ve problem çözme durumlarıyla karşılaşıyor. Bir engeli aşmak, topun yönünü tahmin etmek, dengede kalmak veya arkadaşlarıyla oyun kuralları oluşturmak gibi süreçler, bilişsel becerilerin gelişmesine yardımcı oluyor.
Erken Müdahale ve Ailelere Öneriler
Ergoterapi, çocukların fiziksel, bilişsel, duyusal, sosyal ve duygusal ihtiyaçlarını bir bütün olarak ele alıyor. Kaya, ergoterapi çalışmalarının çocuğun yaşına, gelişim düzeyine ve günlük yaşamda karşılaştığı zorluklara göre özel olarak planlandığını ifade ediyor. Bu tedavilerde amaç, sadece kas gücünü artırmak değil, aynı zamanda çocuğun arkadaşlarıyla oyun oynayabilmesi, okul etkinliklerine katılım sağlayabilmesi ve günlük yaşam becerilerini mümkün olduğunca bağımsız bir şekilde gerçekleştirebilmesini sağlamak.
Çocuğun sürekli düşmesi, merdiven çıkmakta zorlanması, top oyunlarından kaçınması, çabuk yorulması veya kalem kullanımında güçlük yaşaması gibi durumlar, gelişimsel bir değerlendirme gerektirebilir. Ergoterapist Kaya, erken dönemde sağlanan desteğin çocuğun katılımını ve özgüvenini önemli ölçüde artırabileceğine dikkat çekiyor.
Ailelere yönelik olarak Kaya, çocuklarıyla her gün aktif oyun zamanı planlamalarını öneriyor. Evde bulunan yastık ve minderlerle güvenli mini engel parkurları hazırlanabileceği gibi, müzik eşliğinde dans etmek de ritim, koordinasyon ve beden farkındalığını geliştirebilir. Kaya, bu tür aktivitelerin yaşa uygun ve yetişkin gözetiminde yapılması gerektiğini vurguluyor. Ebeveynlerin, çocuklarıyla günde yaklaşık 30 ila 60 dakika aktif oyun planlaması, onların hem fiziksel hem de zihinsel gelişimlerine büyük katkı sağlayacaktır. Ebeveynlerin sadece izleyici olmak yerine oyuna aktif olarak katılması, çocuğun motivasyonunu, iletişimini ve oyundan aldığı keyfi artıracaktır. Uzmanlar, çocukların yaşıtlarıyla kıyaslanmaması gerektiğini, küçük gelişimlerin fark edilerek desteklenmesinin önemini belirtiyor. Temel amaç, çocukların hareketten keyif alması ve kendilerini güvende hissetmeleri olmalıdır.










