Mersin'in Silifke ilçesinde asırlardır kuşaktan kuşağa aktarılan Silifke Yoğurdu, artık sadece yöresel bir tat olmanın ötesine geçerek, bölgenin kültürel ve gastronomik kimliğinin ayrılmaz bir parçası haline geldi. Yaklaşık üç asırlık bir geçmişe sahip olan bu yoğurt, kendine has kıvamı ve ters çevrilse dahi dökülmeyen yapısıyla dikkat çekiyor. Son olarak Avrupa Birliği'nden aldığı coğrafi işaret tesciliyle Silifke Yoğurdu, global bir marka olma yolunda önemli bir adım attı.

Silifke Yoğurdu'nun Kökenleri ve Geleneksel Üretim Sırları

Silifke Yoğurdu'nun hikayesi, Toroslar'da yaşayan Yörüklerin hayvancılık kültürüyle iç içe geçmiş durumda. Bu geleneksel üretim yöntemi, günümüzde de bazı fedakar üreticiler tarafından titizlikle sürdürülüyor. Dedesi ve babaannesinden devraldığı mesleği 28 yıldır yaşatan Zekeriya Şenel, bu yoğurdun ticari bir üründen ziyade, kültürel bir miras olduğunu vurguluyor. Şenel, yoğurdun endüstriyel üretime teslim edilmeden, tamamen coğrafi işaretli yerel bir üretim tarzında kalması gerektiğine inanıyor.

Geleneksel Silifke Yoğurdu'nun üretiminde %50 keçi ve %50 inek sütü kullanılıyor. Toroslar'ın bereketli yaylalarından elde edilen bu süt, odun ateşinde özenle pişirildikten sonra serin bir ortamda dinlenmeye bırakılıyor. En önemli sırlarından biri ise mayalama aşamasında gizli: Hazır yoğurt mayası yerine incir sütünden yararlanılması, yoğurda o eşsiz kıvamı ve lezzeti veriyor. Çömlek ve cam kavanozlarda hazırlanan bu yoğurt, sanayi tipi ürünlerden bu özellikleriyle ayrılıyor.

Ters Çevrilen Yoğurt ve Avrupa Tesciliyle Gelen Uluslararası Tanınırlık

Silifke Yoğurdu'nu diğer yoğurtlardan ayıran en çarpıcı özelliklerden biri, servis şekli. Toprak kasedeki yoğurdun baş üzerinde ters çevrilmesine rağmen dökülmemesi, yerli ve yabancı turistlerin büyük ilgisini çekiyor. Zekeriya Şenel, bu uygulamanın sadece bir gösteri olmadığını, aynı zamanda geleneksel üretimin ve kültürün bütünlüğünü simgelediğini belirtiyor. Bu benzersiz sunum, ürünün kalitesini ve kıvamının mükemmelliğini de gözler önüne seriyor.

Silifke Yoğurdu, 2022 yılında Türkiye'de coğrafi işaret tescili alarak ulusal düzeyde koruma altına alındı. Bu başarının ardından, 23 Ocak 2025 tarihinde Avrupa Birliği tarafından da tescillenerek Avrupa'da koruma altına alındı. Bu uluslararası tescil, Silifke Yoğurdu'nun geleneksel üretim kültürünü dünya çapında resmen tescillemiş oldu. Şenel, Avrupa Birliği tescilinin ardından ürünün yurt dışındaki bilinirliğini artırmayı ve Silifke Yoğurdu'nu Türkiye'den Avrupa'ya ve dünyanın farklı noktalarına ulaştırmayı hedeflediklerini ifade ediyor.

300 Yıllık Mirasın Yeni Rotası: Dünya Pazarları

Toroslar'daki Yörüklerin yaylalarda elde ettiği sütle başlayan yaklaşık 300 yıllık Silifke Yoğurdu hikayesi, Avrupa Birliği coğrafi işaret tesciliyle yeni bir aşamaya taşındı. Zekeriya Şenel gibi geleneksel üreticilerin çabalarıyla bu kültürel miras, gelecek kuşaklara aktarılmaya devam ediyor. Şenel, Silifke Yoğurdu'nu dünyada tanınan bir marka yapma vizyonuyla hareket ediyor ve geleneksel üretim yöntemlerinden ödün vermeden daha geniş kitlelere ulaşmayı amaçlıyor.

Geçtiğimiz dönemde Azerbaycan'ın Bakü ve Gence kentlerinde düzenlenen etkinliklerde Silifke Yoğurdu'nu tanıtan Şenel, ürünün üretim yöntemlerini ve Yörük kültüründeki yerini uluslararası platformlarda anlattı. Artık Silifke Yoğurdu için hedef sadece daha fazla üretmek değil; 300 yıllık kültürü koruyarak dünyaya tanıtmak. Toroslar'ın yaylalarından çıkan bu geleneksel lezzetin önündeki yeni rota, Avrupa'dan dünya pazarlarına uzanıyor. Bu tescil, Silifke Yoğurdu'nun kalitesinin ve özgünlüğünün uluslararası alanda da kabul gördüğünün önemli bir göstergesi niteliğinde.