Dünya üzerinde bazı şehirler vardır; coğrafi olarak uzak görünür ama kalben yanı başımızdadır. Balkanlar, işte tam olarak böyle bir coğrafyadır. Orası sadece bir bölge değil, aynı zamanda tarihimizin, kültürümüzün ve gönül coğrafyamızın ayrılmaz bir parçasıdır.

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin Kuzey Makedonya’nın Zhupa bölgesinde kurduğu iftar sofrası, sıradan bir organizasyon değildi. Bu, bir belediyecilik faaliyetinden çok daha fazlasıydı. Bu, bir gönül hareketiydi.

 

Bu gönül hareketinin sahadaki temsilcilerinden biri de Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Hasan Soba’ydı.

Hasan Soba, Zhupa’da sadece bir protokol temsilcisi olarak bulunmadı. O, Kocaeli’nin selamını, Türkiye’nin kardeşliğini ve Anadolu’nun sıcaklığını Balkanlar’a taşıyan isimlerden biri oldu.

Çünkü bazı ziyaretler vardır, resmi görünür ama aslında ruh taşır.

Zhupa’da kurulan iftar sofrası, sadece yemek verilen bir masa değildi. O masa, yıllar önce Balkanlar’dan Anadolu’ya göç etmek zorunda kalanların hatırasını, orada kalanların hasretini ve hiç kopmayan bağların sembolünü taşıyordu.

Hasan Soba’nın Zhupa Belediye Başkanı Aryan İbrahim’i makamında ziyaret etmesi, hediye takdim etmesi ve soydaşlarla aynı sofrada buluşması, aslında Türkiye’nin Balkanlar’a verdiği mesajın açık bir göstergesiydi:

“Biz buradayız. Sizi unutmadık. Siz bizim kardeşimizsiniz.”

Bugün Balkanlar’da yaşayan Türkler için Türkiye sadece bir ülke değil, bir umuttur. Bir güvencedir. Bir dayanak noktasıdır.

Ve yerel yöneticilerin bu bilinçle hareket etmesi, sıradan bir görev anlayışının ötesinde, tarihi bir sorumluluğun yerine getirilmesidir.

Hasan Soba’nın Zhupa’daki duruşu, klasik belediyecilik anlayışının ötesinde bir vizyonu temsil etmektedir. Çünkü belediyecilik sadece asfalt dökmek, bina yapmak değildir. Belediyecilik aynı zamanda gönül inşa etmektir.

Bugün Balkanlar’da kurulan bir iftar sofrası, yarın kurulacak güçlü ilişkilerin temelidir. Çünkü diplomasi sadece büyükelçilik binalarında değil, bazen bir iftar sofrasında kurulur.

Zhupa’da çocukların gözlerindeki mutluluk, yaşlıların yüzündeki memnuniyet ve soydaşların kalbindeki güven, yapılan işin ne kadar anlamlı olduğunu açıkça göstermektedir.

Bu tür adımlar, Türkiye’nin sadece kendi sınırları içinde değil, gönül coğrafyasında da güçlü bir şekilde var olduğunu ortaya koymaktadır.

Unutulmamalıdır ki;

Güçlü devletler sadece sınırlarını koruyan değil, gönül bağlarını da koruyan devletlerdir.

Ve güçlü yöneticiler, sadece bulundukları makamı temsil eden değil, taşıdıkları sorumluluğun farkında olan yöneticilerdir.

Zhupa’da kurulan o sofrada sadece iftar yapılmadı.

Orada kardeşlik tazelendi.
Orada bağlar güçlendi.
Orada Türkiye’nin gönlü konuştu.

Ve o gönlün temsilcilerinden biri de Hasan Soba oldu.